(506 S. K. m. 79, 140)
Dava: Davacı, Kurum müfettişi tarafından 7.9.2000 gününde tutulan tutanağın iptaliyle, buna bağlı cezalarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Enver Aktaş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Mahkemece; kurum müfettişinin 7.9.2000 tarihli tutanağının iptali ile buna bağlı cezaların ortadan kaldırılmasına karar verilmişse de, bu sonuç usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten, dava konusu istek iki konuya ilişkindir. Nitekim davalı kurum da sözü edilen müfettiş raporuna dayalı olarak iki işlem tesis etmiştir. Bunlardan birincisi; 506 s. kanunun 79/5. maddesine dayalı olarak kayden ve fiilen sigortalı çalıştığının saptanması üzerine yapılan işlemle, sair ikinci işlem ise, sözü edilen kanunun 140. maddesine dayalı uygulanan idari para cezasına aittir.
Her iki kanuni işlem birbirinden farklı prosedürlere tabi olup, incelenme yerleri de farklıdır. İdari para cezası yönünden inceleme mercii; 140. maddede gösterildiği şekilde önce Kurum Ünitesi daha sonra Sulh Ceza Mahkemesidir. Kısaca, idari para cezaları yönünden yargı yeri İş Mahkemeleri olmayıp, belirtilen Adli Yargı yeridir. Öncelikle mahkemenin bu yön üzerinde durması, eğer Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşmiş bir karar varsa bu karara göre sonuca gitmesi veya prosedürün tamamlanıp tamamlanmadığını araştırıp sonucuna göre görevsizlik kararı vermesi gerekirdi. Mahkemenin bu yönde hiçbir araştırma yapmaksızın ve görev konusunu dikkate almaksızın sonuca gitmesi isabetsizdir.
Öte yandan noksan primle ilgili karar verilebilmesi için, öncelikle kanunun öngördüğü prosedürün tamamlanması gerekir. Mahkemenin ilgili prosedürün tamamlanıp tamamlanmadığı yönünde bir araştırma yapmadan sonuca gitmesi keza usul ve kanuna aykırıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 19.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy