(4325 S. K. m. 6) (506 S. K. m. 72, 73)
Dava: Davacı, şirket, 4325 sayılı yasa ile 193 sayılı Gelir Vergisi yasasında değişiklik yapılması hakkındaki yasa kapsamına girdiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı O. Meşrubat Gıda Sanayi Limitet Şirketi, 4325 sayılı Olağanüstü Hal bölgesinde ve kalkınmada öncelikli yörelerde istihdam yaratılması ve yatırımların Teşvik edilmesi ile 193 sayılı gelir vergisi Kanununda değişiklik yapılması hakkındaki kanun kapsamına girdiğinin tespitini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç dosya içeriğine, usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
4325 sayılı yasanın 6.maddesinde 31.12.2002 tarihine kadar uygulanmak üzere, Olağanüstü Hal bölge kapsamında sayılan illerde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen aybaşından itibaren yeni işe başlayan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin bu illerdeki işyerinde çalıştıkları işçiler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce işe başlamış olan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 31.10.1997 tarihinden önce ilgili idareye vermiş oldukları en son 4 aylık sigorta prim bordrolarında bildirdikleri işçi sayısına ilave olarak yeni işe aldıkları ve işyerlerinde fiilen çalıştıkları işçiler için, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 72 ve 73 üncü maddeleri uyarınca prime esas kazançları üzerinden tahakkuk ettirilecek primlerin işveren hissesi Hazinece karşılanır hükmü öngörülmüştür.
Davacı Ordu Meşrubat Gıda Sanayi İç ve Dış Ticaret Ltd. Şirketi, 17.7.1998 de faaliyete başlamış, Ordu Ticaret ve Sanayi odasına 21.7.1998 tarihinde kaydı yapılmış, 4325 sayılı yasa gereğince işveren payının Hazinece karşılanacağı Ordu Sigorta Müdürlüğünün dosya içerisindeki yazılarından anlaşılmaktadır. Keza Davacı şirketin sözü edilen Kanunun 6.maddesi gereğince 15.2.1999-15.3.1999 ve 15.4.1999 tarihlerinde işveren paylarının hazinece karşılandığı, dosyadaki dekontlardan anlaşılmaktadır. Ne var ki Kurum davacı şirketin 4325 sayılı yasadan faydalanacağına dair Mayıs 1999 tarihi itibariyle beyannameleri kabul etmemiş ve davacı şirketi 4325 sayılı Kanun kapsamından çıkarmıştır. Kapsamdan çıkarmaya gerekçe olarak, Ordu ilinde 1.4.1975 tarihinden itibaren faaliyet gösteren G. Meşrubat San. ve Tic. Kolektif Şirketi ile 1.7.1996 tarihinden itibaren faaliyet gösteren G. Uludağ Meşrubat A.Ş.nin Davacı şirkete devir edildiği gösterilmiştir. Oysa sözü edilen şirketler davacı şirkete devredilmemiş her iki şirket 22.7.1998 tarihinde bütün aktif ve pasifleri taşınır ve taşınmaz malları ile davacı şirkete 10 yıl süre ile kiralanmıştır. Kiralanan şirketlerdeki işçilerin tazminatsız iş akitlerinin feshedilmesi ve davacı şirkette sigortalı gösterilmesi, işçilerin Sosyal Güvenlik haklarının doğal sonucudur. 28.4.1999 tarihli Müfettiş tutanağında davacı şirkette 20 işçinin çalıştığı 28 işçinin izinli ve görevli olduğu belirtilmiştir.
Davacı şirket, G. Meşrubat San. ve Tic. Kolektif Şirketi ile G. Uludağ Meşrubat A.Ş.yi kiralamadan önce 4325 sayılı Kanundan faydalandığına göre kiralamadan sonrada faydalanmaması için hiçbir neden bulunmamaktadır. O. Meşrubat Limitet Şirketinin, diğer iki şirketin devamı olduğuna dair somut kanıtlar bulunmadığı gibi kiralama olgusunun devir olarak nitelendirilmesi de doğru değildir. Kaldı ki davacı şirketin ortakları ile kiralanan şirketlerin ortaları arasında herhangi bir yakın akrabalıkta bulunmamaktadır. Diğer Şirketler davacı şirket tarafından kiralandığına göre faaliyetler elbette ki kiralanan şirketlerin işyeri adreslerinde sürdürülecektir.
4325 sayılı yasanın 3.maddesinde 10 ve daha fazla işçi çalıştırma şartı yer almaktadır. Yukarda sözü edilen Müfettiş Tutanağın da çalıştırılan işçi sayısının bu rakamın çok üzerinde olduğu da açıktır.
G. Meşrubat Kolektif Şirketi ile G.l Uludağ Meşrubat Şirketinin davacı şirketin şeklen devamı olduğu, iki şirketin davacı şirket tarafından kiralanmasının muvazaaya dayandığı yolunda somut ve inandırıcı deliller bulunmamaktadır. Varsayımlardan hareket edilerek muvazaadan bahsedilemez.
Açıklanan nedenlerle davacı şirketin 4325 sayılı kanun kapsamında kaldığına ve bu kanundan yararlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın kabulü gerekirken, reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.05.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy