(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalı Kurum işleminin iptaliyle, 1997 yılı 8,9 ve 10. aylarında Gültekin, Oya ve Yeter'in işyerinde çalışmadıklarının dolayısıyla prim borcu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi ve davalı vekilince 8.11.2001 havale tarihli dilekçe ile de temyizden vazgeçmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Dava nitelikçe fiilen veya kayden çalıştığı tespit edilen sigortalılara ait olup bu kanun uyarınca kuruma verilmesi gereken belgelerin bir aylık süre içinden verilmemesi nedeniyle resen tahakkuk ettirilen primlerin iptali istemine ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı yasanın 79/5-6 maddesidir. Anılan maddenin 6 bendinde; işverenin tebliği edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içinde ilgili kurum ünitesine itiraz edilebileceği, itirazın reddi halinde, işverenin kararın tebliği tarihinden itibaren 1 ay içerisinde yetkili mahkemeye başvurabileceği hükmü öngörülmüştür.
Somut olayda, prim borcunun davacıya 17.11.1999 tarihinde tebliğ edildiği işverenin kurum ünitesine itiraz etmeksizin 2.12.1999 tarihinde dava açtığı, dosyadaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla davacının yukarıda sözü geçen maddede öngörülen prosedüre uymadığı, giderek Kurum ünitesine itiraz etmeksizin doğrudan mahkemeye başvurduğu, açık-seçiktir. Hal böyle olunca ve özellikle kurum ünitesi itiraz komisyonu kararının iptaline yönelik bir davanın açılmadığı ortadadır.
Öte yandan, bu tür uyuşmazlıkların iş mahkemesinde çözümlenmesi için Sosyal Sigortalar Kanununun 79/5 ve 6. fıkraların öngördüğü prosedürün işletilmesinden sonra süresinde dava açılması durumunda söz konusudur.
Yapılacak iş; dava prim borcunun davacıya tebliğinden itibaren, kurum ünitesine yapılacak itiraz süresinde açılmış olduğundan dava esastan reddedilmemeli, kurum ünitesine gönderilmesine karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 18.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy