(818 S. K. m. 42, 46, 47, 55) (YHGK. 26.04.1995 T. 1995/11-122 E. 1995/430 K.)
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 2.000.000.000 lira manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacılar ile davalılardan İ........ A.Ş. , İ...... Ltd. Şti., R. Faruki Giray, S.Erdal Alisbah, L. Çapur ve N. Kırıkoğlu vekillerince istenilmesi, davalılardan İntemak Ltd. Şti., R. Faruki Giray, S.Erdal Alisbah, L. Çapur ve N. Kırıkoğlu vekillerince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.5.2002 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan L.Çapur, R. Faruki Giray, S.Erdal Alisbah ve N.Kırıkoğlu Vekilleri Av. Sevinç Kayabaşı ile İsdemir A.Ş. Genel Müd. Vekili Av. Selçuk Yıldırım geldiler. Davacılar ile davalılardan İ...... Ltd. Şti. ve N.Çapan adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi B.Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1- B.K.nun 55.maddesi gereğince istihdam eden sıfatıyla sorumlu olduğu açık olan davalı İ...... A.Ş. ile davalılardan İ...... İnş. San. ve Tic. Ltd. Ştinin gerekçeli kararda davalı olarak adının yazılmamış olması HUMK. 80 maddesi kapsamında yerel mahkemece düzeltilebilecek yazım hatası kabul edilmekle her iki davalının tüm davacıların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının formül gibi reddi gerekir.
2- Olay tarihinde bir günlük işçi olan sigortalının, meslekte kazanma güç kaybına yol açan kazanın meydana gelmesinde, kendisine atfedilecek kusurun son derecede küçük olmasına, kazanın asıl nedeninin, kazalının indirilecek olan barakanın henüz üzerinde iken, vinç operatörünün ve işi organize eden kişilerin bu durumu dikkate almadan barakayı indirmeye başlamaları olduğu açıkça belli olmasına karşın sonuçta, sorumluluk ve kusur durumu saptanırken belirtilen olguların dikkate alınmaması ve bu olgulara aykırı biçimde sorumluluğun paylaştırılması usul ve yasaya aykırıdır. Bu durumda kazaya karışan kişilerin eylemleri, iş pozisyonları, durumları, iş güvenliği kuralları dikkate alınarak, kusur oranlarını yeniden belirlemek gerekirken yetersiz kusur bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olması usul ve yasaya aykırıdır.
3- Hükme esas alınan hesap raporunda davacının asgari ücretle çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının tazminatının hesabında hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücretin esas alınması zorunludur. Öte yandan asgari ücret kamu düzenine ilişkin olduğundan hakim bu hususu resen göz önünde tutmakla yükümlüdür. Somut olayda hüküm tarihine en yakın tarihte 1.8.2001den itibaren geçerli olan günlük 5.598.000.-TL. asgari ücretin yürürlükte olduğu ortadadır. Mahkemece 1.7.2001 de geçerli olan asgari ücret dikkate alınarak zararın belirlendiği hesap raporunu hükme esas alınması da isabetsiz olmuştur.
4- Dava, babalarının geçirdiği iş kazası beyinsapı kontüzyonu ile sonucu % 66 oranında iş göremez duruma gelmesi nedeniyle çocukları tarafından manevi tazminat talep edilmiş. Manevi tazminat talepleri mahkemece reddedilmiştir.
Borçlar Kanununun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara maruz kalan kişiye aittir. Yansıma yoluyla ayni eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler. Hal böyle olunca doğrudan doğruya cismani zarara maruz kalan yalnızca maddi sağlık bütünlüğü ihlal edilen kişimidir? Cismani zarar kavramına (B.K. 46 ve 47) ruhsal bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil ruhsal ve sinirsel bütünlüğünde korunduğu doktrinde ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Öyleyse, bir kişinin cismani zarara uğraması sonucunda, onun (aynı evde birlikte yaşayan yaşça küçük çocuk, karı, koca gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır şekilde bozulmuşşa onlarında manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir. Bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğundan, yansıma yoluyla değil, doğrudan zarara maruz kalma söz konusudur. Kaza sonucu ağır yaralanan ve 2 kez ameliyata rağmen iyileşmeyen çocuklarının durumu sebebiyle ruhsal bütünlüğü bozulan anne ve babanın (H.G.K. 26.4.1995 gün ve 1995/11-122, 1995/430) ve haksız eylem sonucu ağır yaralanan ve iktidarsız kalan kocanın karısının manevi tazminat isteyebileceklerine (H.G.K. 23.9.1987 gün ve 1987/9-183 1987/655) ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları aynı esaslara dayanmaktadır.
Somut olayda, 1.11.1995 tarihinde 26 yaşında olan kazalının geçirdiği iş kazası sonucu ömür boyu tekerlekli sandalye ye mahkum olduğu konuşamadığı, görme olmakla birlikte gördüğünü anlayamadığı iş göremezlik oranının % 66 olduğu dosyadaki bilgi ve belgeler ve özellikle fotoğraflardan anlaşılmaktadır. Babalarının bu derecede ağır vücut bütünlüğü ihlali olayının davacı çocukların gözleri önünde cereyan etmesi ve ömür boyu devam edecek olması karşısında ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır biçimde ihlal edildiği kabul edilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular nedeniyle, davacı çocukların B.K.nun 47. maddesine dayanan manevi tazminat isteği yönünden olayda uygun illiyet ve hukuka aykırılık bağı koşullarının gerçekleştiği ve doğrudan manevi zarara uğradığı ve davanın da zamanaşımı süresi içinde açıldığı gözetilmeden yazılı şekilde manevi tazminat isteminin reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
5- Olayın oluş şekline, müterafik kusur oranlarına, husule gelen elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine, oranına niteliğine, hak ve nesafet kurallarına göre davacı Adil A. yararına hüküm altına alınan 2.000.000.000.-TL. manevi tazminatın az olduğu da açıkça belli olmaktadır.
6- Davacılardan Adil A.nın maddi tazminat talebi dava açıldığı tarihten sonra yürürlüğe giren ve davacı tarafından önceden bilinmesi mümkün olmayan katsayı artışları sonucu sigorta tahsisleri peşin sermaye değerinin zararı karşılaması nedeniyle red olunduğu halde maddi tazminatın reddi nedeniyle davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalılara yükletilmesine, 14.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy