(506 S. K. m. 85)
Dava: Davacı, 1.11.1995-30.6.1999 tarihleri arasındaki isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespitiyle, aksi yöndeki Kurum kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi S. Karagün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 1.11.1995-30.6.1999 tarihleri arasındaki isteğe bağlı sigortalılık süresinin geçerli sayılmasına ve Kurum sataşmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten toplanan delillere, dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacı 10.9.1995-30.9.1995 tarihleri arasında SSK sigortalısı olup, bu çalışmasından dolayı 1.11.1995 tarihinden itibaren isteğe bağlı sigorta koluna alınmıştır. Ancak bu sigortalı hizmeti 25.12.1984-17.10.1995 tarihleri arasındaki Bağ-Kur hizmeti ile çakıştığından Kurum tarafından iptal edilmiştir.
Gerçekten, gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanımışlardır. Yasal sistemimize göre; bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Oysa, somut olayda davacının 25.12.1984-17.10.1995 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğu ve kendi adına bağımsız çalışmasını 1995 yılına kadar devam ettirdiği ve kazanç sağladığı anlaşılmaktadır. Şu halde, yukarıdaki ilke de dikkate alınarak davacının belirtilen dönemdeki kısa süreli sosyal sigortalılığına değer verilemez. Davacının 1984 yılından itibaren başlayan Bağ-Kurluluğunun kesintisiz devam ettiği sabit olmakla, zorunlu SSK'lılığa ve buna bağlı olarak isteğe bağlı SSK'lılığına geçerlilik tanınması mümkün bulunmamaktadır.
Mahkemenin belirtilen maddi ve hukuksal olguları dikkate almaksızın hüküm oluşturması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy