(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı davalılardan işverene ait işyerinde 23.9.1986-1//11 1989 ve 1.6.1991-21.7.1995 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından duruşmalı, olarak temyiz edilmesi üzerine ve Tetkik Hakimi M. A. Çeliker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesvit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/8. maddesinde, bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Dosya içerisindeki Uzunköprü 2. noterliğinin 13.7.1993 gün ve 12324 yevmiye nolu genel vekaletname içeriğine göre davalıların varisi bulunan işveren Şefik Vehbi K...'nın işyeri ile ilgili işleri takip etmek üzere davacıya vekaletname verdiği görülmektedir. Ayrıca davalıların Uzunköprü Asliye Hukuk Mahkemesinin E:1995/725 sayılı dosyası ile Mesut B... hakkında açtıkları Tapu iptal ve tescil davası nedeniyle davacı tanığı sıfatıyla dinlendiği 24.4.1996 tarihli oturumdaki ifadesinde işveren Şefik V'nin harita Mühendisliği Bürosunda 10 yıldan beri aralıksız çalıştığını bildiği davacıların bu anlatıma herhangi bir itirazlarının olmadığı da anlaşılmaktadır. Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiği gözönünde tutularak gerektiğinde, doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplayıp bunları birlikte değerlendirmek suretiyle olumlu veya olumsuz bir sonuca gitmesi gerekirken, salt resmi belge olmadığından bahisle istemi reddetmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz istemi kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.07.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy