(506 S. K. m. 72, 73, 82) (4325 S. K. m. 1, 6)
Dava: Davacı davalı Kurum işleminin iptaliyle tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece davacı 4325 sayılı Yasanın 6. maddesi kapsamında değerlendirilerek Kurum işleminin iptaline karar verilmiş ise de bu sonuç dosya içerisindeki bilgi ve belgelere uygun bulunmamaktadır. 4325 sayılı Yasanın 1. maddesi Yasa amacını, Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde istihdam imkanlarını artırmak olarak açıklamış ve 6. madde de ise 31.10.1997 tarihinden önce Kuruma verilen en son 4 aylık sigorta prim bordrolarında bildirilen işçi sayısına ilave olarak yeni işe alınan ve bu işyerlerinde fiilen çalıştırılan işçiler için 506 sayılı Yasanın 72 ve 73. maddeleri uyarınca prime esas kazançları üzerinden tahakkuk ettirilecek primlerin işveren hissesi Hazinece karşılanacağı hükmü getirilmiştir.
Somut olayda, önceki işverenler tarafından 30.4.1998 tarihinde işten çıkarılan işçilerin aynı adreste ve yine aynı faaliyet alanında çalışmak üzere 1.5.1998 tarihinde işe alındıkları, işyerinin davacı A.Ş. tarafından yeni işyeri olarak Kuruma tescil ettirildiği ve Kurum şirket ortaklarının bir kaçının eski işveren şirket ortağı oldukları, dolayısıyla gerçekte 506 sayılı Yasanın 82. maddesinde yazılı şekilde işyerinin devrinin gerçekleştirdiği ve Yasanın aradığı biçimde istihdamın artmadığı ortadadır. Davacı A.Ş.nin çok açık biçimde muvazaalı olduğu belirgin işlemleri ile diğer Kamu Kuruluşları tarafından 4325 sayılı Yasa kapsamında sayılarak, Yasa hükümlerinden yararlandırmasının davacı yararına kazanılmış hak oluşturmayacağı ve hukukça korunmayacağı da ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 1.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy