(4792 S. K. m. 6) (1086 S. K. m. 578 )
Dava: Davacı, Kurumca tahakkuk ettirilen prim borcu ve gecikme zammının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Dava, işveren hakkında 1995/8 ila 12 ve 1995/11 ve 12 ayları için eksik işçilik bildirilmesi nedeniyle ölçümleme yapıldığı ölçümlemenin işverenin itirazı üzerine kurum ünitesi tarafından reddedildiği davacı işverenin süresinde ölçümlemelerin iptali için iki ayrı dava açtığı ve davaların birleştirilerek istemin reddedildiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık ölçümlemenin dayanağı bulunan 4792 sayılı kanunun 3917 sayılı kanunla değişik 6. maddesinin 4.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 616 sayılı kanun hükmündeki kararname ile yürürlükten kaldırılmış bulunduğundan kanunun yürürlüğünden önceki olaylara da uygulanıp uygulanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Birçok Yargıtay kararlarında da açıkça vurgulandığı üzere bu tür yeni yasaların ünlü hukukçu Roubier'in açıkladığı üzere yürürlüğe girmeleri ile görülmekte olan tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği başka bir anlatımla yeni yasanın yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal tesirini husule getireceği tartışmasızdır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesinden değil zaman içerisinde ani etkileri söz konusu olmaktadır. Esasen HUMK 578 maddesi nedeniyle Yargıtay'ın 7.12.1964 günlü tevhidi içtihadı ile Hukuk Genel Kurulunun 9.3.1988 gün 1987/860 Esas 1988/232 karar sayılı kararında da bu görüşe yer verilmiştir.
Ne var ki 4.10.2000 tarihine kadar kesinleşen ve kazanılmış hak haline gelen olaylarda bu kuralın uygulanmayacağı kuşkusuzdur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle 4.10.2000 tarihinde yürürlükte olan 6l6 sayılı kanun hükmünde kararname gereğince karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy