(506 S. K. m. 6) (1086 S. K. m. 91)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15.3.2001-29.7.2001 tarihleri arasında asgari ücretle geçen çalışmalarının tespitine ve işçilik hakları alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi ve davacı asil 19.9.2002 tarihli dilekçe ile davadan feragat etmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: 1-Dava; hizmet tespiti ve işçilik alacaklarının davalı işverenden alınmasına ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, ancak davacı 19.9.2002 tarihinde davadan feragat ettiğini bildirmiş ise de, lehine oluşturulan hizmet tespitine ilişkin davadan vazgeçmesi hukuksal sonuç doğurmaz çünkü davacının 506 sayılı Yasanın 6.maddesine göre sosyal güvenlik hakkından vazgeçmesi mümkün değildir. Ancak hizmet tespitine yönelik karar davalı Kurumca temyiz edilmiş olduğundan konunun incelenmesi gerekmiştir.
Davacı 15.3.2002-29.7.2002 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmalarının tespiti istemiştir.
Mahkemece, istek tanık sözlerine dayanılarak aynen hüküm altına alınmıştır.
Oysa, ifadeleri hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte çalışan ve kayıtlara geçmiş kişiler olmadığı gibi, aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimselerde değildir. Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
2-Davacının işçilik alacaklarına ilişkin davası yönünden feragat istemine gelince; mahkemenin bu feragat sebebiyle bir karar vermesi gerektiği ortadadır.
Davacı 19.9.2002 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirmiş ye açık kimliği de dilekçe altına tespit edilmiştir. 11.4.1940 günlü ve 70 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, hükümden sonra ortaya çıkan ve esas hükmün temyiz yoluyla incelenmesine engel olan bu durum karşısında mahkemenin feragat hakkında karar vermesi için hükmün bu yönden de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu gözönünde tutularak davacı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ve benzer işi yapan işverenlerin kayıtlarına geçmiş kimseler tespit edilerek anılan kişilerin bilgilerine başvurulmak, işçilik haklarından feragat edilmesi nedeniyle bu konuda bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır,
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy