(506 S. K. m. 79/8)
Dava: Davacı davalılardan işverenlere ait işyerinde 1.11.1981-1.10.1990 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: 1-Davacı, davalıların sahibi olduğu gemilerde gemi zabiti olarak geçen hizmetinin tespitini istemiştir. Dosya içerisindeki belgelere göre davacının bir kısım çalışmaları davalı gerçek kişilerin ortağı olduğu D A.Ş. işyerinde, kısmen de Vedat adına tescilli işyerinde geçtiği anlaşılmaktadır. Davacının D A.Ş. işyerinden eksik bildirilen çalışmalarının da tespitini amaçladığı ortadadır. Hizmet tespiti davalarının gerçek işverene husumet yöneltilerek sonuçlandırılması gerekir. Davanın işveren konumunda bulunan D A.Ş.'ne husumet yöneltilerek sonuçlandırılması gerekirken yazılı şekilde taraf teşkili yapılmadan yargılama yapılıp sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Diğer yandan, Mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle tümden reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/8 maddesine göre " yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalılar 5 yıl içinde mahkemeye başvurabilir. " Somut olayda ise davacının 1.1.1985 tarihinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesi D A.Ş. tarafından SSK'na verilmiştir. 1985 yılında 360 gün, 1986 yılı 1. döneminde 120 gün, 2. döneminde 120 gün hizmeti bildirilmiş ve işten çıktığına dair bildirimde bulunulmamış olduğuna göre başka işveren yanında işe girdiği 1.6.1988 tarihine kadar olan süre yönünden hak düşürücü sürenin gerçekleşmediği ortadadır.
Mahkemece yapılacak iş, D A.Ş.'ne husumetin yöneltilmesini sağlamak ve hak düşürücü sürenin geçmediği dönem yönünden de işin esasına girmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy