(506 S. K. m. 60, 85)
Dava : Davacı 18.1.1993-30.3.1995 tarihleri arasındaki isteğe bağlı sigortalılığının geçerli sayılarak, 1.1.2003 tarihinden itibaren emekliliği hak ettiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Dava, davacının 1993-1995 yılları arası SSK zorunlu sigortalılık harici isteğe bağlı sigortalı olduğunun ve 1.1.2003 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.
Yapılan incelemede, davacının 1988 yılında SSK isteğe bağlı sigortalı olduğu, ve 18.1.1993 tarihinden itibaren de 45 gün SSK zorunlu sigortalılığının bulunduğu görülmektedir. 1989 yılı Mart ayı ila 1995 Mart arası isteğe bağlı sigorta primlerinin 2002 yılında ödendiği ve ancak isteğe bağlı sigortalılık için yeniden başvuru olmadığından ve ayrıca isteğe bağlı sigorta primleri süresinde ödenmediğinden 1.8.1983 tarihi itibariyle isteğe bağlı sigortalılığın SSK tarafından sona erdirildiği anlaşılmıştır.
Dairemizin yerleşmiş kararları ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.12.2002 tarih 2002/21-1062 E. 1098 K. Sayılı ilamında da açıklandığı üzere, somut olayda zorunlu sigortalı çalışmanın sona erdiği tarihten bitiminden itibaren yeniden isteğe bağlı sigortalı olmak için yazılı başvuruda bulunulmamış, 18.1.1993-Mart 1995 tarihleri arası primlerini gecikerek 2002 yılında ödendiği ve böylece düzenli prim ödeyerek isteğe bağlı sigortalı olma iradesini ortaya koymadığı anlaşılmıştır. Geriye yönelik olarak primlerin tahsil edilmesi de davacının sigortalı olmadığı süreler yönünden kendisi yararına kazanılmış hak yaratmayacağı da ortadadır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle davacının 18.1.1993-ila Mart 1995 arası isteğe bağlı sigortalı sayılması mümkün olmayıp, bu durumda yaşlılık aylığı koşularının da oluşmadığı ortadadır.
Hal böyle iken, davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy