(506 S. K. m. 79) (7201 S. K. m. 21, 35)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.12.1997 - 20.2.1998 tarihleri arasında asgari ücret ile geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Demet Kurtuluş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Yapılan incelemede dava dilekçesinin davalı şirkete tebliğine ilişkin tebligatın, davalının adreste bulunmadığından yapılamadığı, ardından davacının, davalı şirketin müdürü olduğunu iddia ettiği şahsa ve adresle dava dilekçesinin tebligat Kanununun 21. maddesi gereğince tebliğ edildiği görülmektedir. Yine mahkeme kararının davalı şirketin önceki adresine yapılan tebligatın adreste bulunmadığından dolayı iade edildiği, şirket müdürüne ise kararın Tebligat Kanunun 35. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Görüldüğü üzere davalı şirketin en son adresinin neresi olduğunun, ticaret sicil memurluğu, ticaret odası ve vergi dairesinden sorulup saptanmadan yine davacı tarafça davalı şirketin müdürü olduğu iddia edilen şahsın gerçekten şirket müdürü olup olmadığı ve doğru ve bilinen adresinin neresi olduğu ilgili Kurumlardan sorulup tespit edilmeden Yahya Altun isimli şahsa yapılan tebligat geçersiz olduğu ortadadır.
Bu durumda, yapılacak iş, davalı şirketin bilinen en son adresinin resmi kurumlardan araştırılarak saptamak, bulunmaması halinde; Yahya Altun isimli şahsın davalı şirket müdürü olup olmadığını, şirket müdürü ise adresinin neresi olduğunu ilgili Kurumlardan sormak ve belirtilen adrese dava dilekçesinin tebliğini sağlamak, şirket müdürü olmadığının tespiti halinde, dava dilekçesinin ilanen tebligat yolu ile davalı şirkete tebliğini sağlamak, daha sonra mahkeme hükmünün de ilanen tebliğini sağlamak gerekirken taraf sıfatı belli olmayan Yahya Altun isimli şahsa usulsüz tebligat yoluyla henüz taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına girilerek davayı sonuçlandırmak usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy