(506 S. K. m. 109) (1086 S. K. m. 74)
Davacı iş göremezliğinin sigortalılığının devamı sırasında arttığının işe başladığında iş göremezliğini gerektiren bir maluliyetinin olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Z. Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Davacı, sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı 15.7.1993 tarihinde malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya arızasının bulunmadığının tespitini istemişti.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının 1.11.2000 tarihinden itibaren maluliyet aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Gerçekten davacı sigortalının 506 sayılı Yasa'nın 109. maddesindeki prosedür gereğince Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan aldığı 11.10.2002 tarihli raporda sigortalının maluliyetini gerektiren hastalık ve arızası ile işe girmiş olduğu belirtilmiş olmasına rağmen sigortalının bu rapora itirazı üzerine. alınan Adli Tıp Kurum Başkanlığı 3. İhtisas Kurulunun 29.1.2003 tarihli raporunda ise, davacının işe giriş tarihinde beden çalışma gücünün en az 2/3'ünü kaybedip kaybetmediği hususunda bir görüş bildirilemeyeceği belirtilmiştir. Söz konusu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için 28.6.1976 gün ve 6/4 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı doğrultusunda Adli Tıp Kurumu Genel Meclisinden (üst kurul) rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Öte yandan davacı sadece sigortalı olarak ilk defa işe başladığı tarihte malul sayılmadığının tespitini istemesine rağmen HUMK'nun 74. maddesinde öngörülen taleple bağlılık ilkesine aykırı biçimde davacının 1.1.2000 tarihinden itibaren maluliyet aylığına hak kazandığının tespitine de karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy