(506 S. K. m. 79)
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.1.0.1992-5.7.1999 tarihleri arasında geçen ve Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi D. Kurtuluş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacının temyizine gelince;
Dava, davacının davalı işyerinde 1992 ile 1999 yılları arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Yapılan inceleme de; davacı adına düzenlenmiş 1.7.1995, 1.5.1996 ve , 1.5.1999 tarihli üç adet işe giriş bildirgesinin bulunduğu ve hizmet cetvelinde giriş ve çıkışlarının olduğu görülmektedir.
Hizmet cetvelinde çıkışların olması çalışmanın mutlaka kesintili olduğunun göstergesi olmadığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2003/21-432, 2003/97 karar sayılı 26.2.2003 günlü kararı gereğince, çıkış tarihinden sonra verilen işe giriş bildirgelerindeki imzaların davacıya ait olup olmadığı yönünde konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak sonucuna ulaşılması gerektiği yolundaki uygulama artık istikrar kazanmış durumdadır. Şayet bu inceleme sonucunda işe giriş bildirgelerindeki imzaların davacıya ait olmadığı tespit edilirse artık hak düşürücü süreden söz edilemez.
Yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılıp, hak düşürücü sürenin geçmediğinin anlaşılması halinde; dinlenen bordro tanıklarının anlatımlarından davacının çalışmasının aralıksız sürdürdüğü sonucuna varılarak 1.7.1995 ile 5.7.1999 tarihleri arasında sürekli çalıştığına karar vermek gerekir. Diğer yandan, 1.5.1997 tarihi öncesine ilişkin davacı isteminin ise 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle ve bu sebeple reddi gerekir.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmaksızın hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy