(506 S. K. m. 79)
Davacı davalılardan işverene ait işyerinde 1.12.1976-12.12.1976 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Z. Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dava, 1.12.1976-12.12.1976 tarihleri arasında Antakya Orman İşletme Müdürlüğü'nde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacının anılan işyerinde çalıştığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacının çalışma biçiminin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Zira, davacının tespitini istediği süreler 2100 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 24.11.1977 tarihinden öncesini kapsamaktadır. 2100 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki çalışmaların, sigortalı hizmet olarak 506 sayılı Yasa'nın 79/10 maddesi gereğince tespiti için davacının tarım-orman işine yönelik bir çalışmasının mevcut olmaması gerekir. Başka bir anlatımla, davacı davalı işverene ait işyerinde fidan işçisi olarak çalışmış, ise bu, çalışmaların sigortalı olarak değerlendirilmesine yasal olanak yoktur. Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Mahkemece, davacının işyerinde yaptığı işin niteliğinin saptanmadığı açıktır. Davacının, fidan işçisi (tarım-orman işi) olarak çalışıp çalışmadığı kamu işyeri olan işveren nezdindeki ücret ödeme, tahakkuk, puantaj vs. belgelerden ve gerektiğinden aynı bordoda, yer alan birlikte çalışan işçiler, şef müdür gibi yetkililerde dinlenmek suretiyle açıkça ortaya konmalıdır.
Mahkemece, 2100 sayılı Yasa'nın yürürlüğünden önceki bu çalışmaların sigortalı hizmet olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği kesin olarak belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı, şekilde davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy