(506 S. K. m. 60, 62) (2925 S. K. m. 6/a)
Dava: Davacı, 1990-1995 yılları arasında 2925 sayılı Yasa gereği tarım sigortalısı olduğunun ve emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Dava, 1990-1995 yıllara arasında 2925 sayılı Yasa kapsamında olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemini ilişkindir. Mahkemece, istek doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Davacının, talebi nazara alınarak süreksiz olarak tarım işlerinde hizmet akdi ile çalışması nedeniyle yasa kapsamına alındığı, uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, süresinde primlerin ödenmemesi durumunda, primleri ödenen süreler de dahil olmak üzere, tüm sigortalılık sürelerinin iptal edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 2925 sayılı Yasa'nın 6/a maddesidir. Anılan maddede, primlerini ait olduğu yılı takip eden yılın Şubat ayı sonuna kadar ödemeyenler ile ödedikleri halde aynı süre içinde kuruma tevsik etmeyenlerin o yılın bir Ocak gününden itibaren sigortalılıkları sona erer, hükmü getirilmiştir. Somut olayda, 1991 ila 1995 yılları arasındaki sigortalılık süresi ile ilgili olarak davacının her yıla ait primlerini süresinde ödediği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, 1991-1995 yıllarına ilişkin iptale yönelik kurum işleminin doğru olmadığı açık-seçiktir. Ancak, davacının 1990 yılına ait sigorta primini 12.4.1991 tarihinde ödediği anlaşıldığından 1990 yılına ilişkin istemin kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
Yapılacak iş, 2925 sayılı Yasa'nın 6/a maddesinin öngördüğü süre içinde primleri ödenmeyen 1990 yılına ilişkin istemin reddine, süresinde primleri ödenen 1991 ila 1995 yıllarına ilişkin istemin kabulüne karar vermekten ibarettir.
2-Diğer yandan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 60 ve 62. maddelerinin açık hükmü gereğince, yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için diğer şartlar yanında yazılı istekte bulunmak koşulu da getirilmiş bulunmaktadır. Nitekim, sözü edilen 60/H maddesinde, yaşlılık aylığından yararlanabilmek için yazılı istekte bulunmanın şart olduğu vurgulanmış ve sonra gelen 62/1. madde de ise yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya yazılı istek tarihinden sonraki aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanacağı öngörülmüştür. Diğer taraftan, dosya içeriğinde yer alan bilgi ve belgelerden açıkça anlaşıldığı üzere, davacının bugüne kadar kuruma, yöntemince verilmiş yaşlılık aylığı bağlanması istemini taşıyan herhangi bir dilekçesi mevcut değildir. Dosyada yer alan 14.7.1999, 16.1.2001 ve 29.3.2002 tarihli dilekçelerin tümünün ise, sadece hizmet süresi ve ne zaman emekli olacağı konularında bilgilendirilmesi istemlerine ilişkin olduğu ve aylık bağlanması sözcüğünü ve amacını taşımadığı açık-seçik görülmektedir. Hal böyle olunca da, davaya konu olayda, yaşlılık aylığı bağlanmasının koşullarından olan yazılı başvuru şartının gerçekleşmediği de ortadadır. ( Yargıtay H.G.K.'nun 1992/10-721 E. ve 1993/37 K. ).
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy