(1136 S. K. m. 164)
Dava: Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacıların temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu ölüm nedeniyle hak sahiplerinin uğramış olduğu zararın giderilmesine istemine ilişkin olup, bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, sigortalının olayda hiçbir kusurunun olmaması sebebiyle hakkaniyet gereği davalı idare lehine vekalet ücreti takdir edilmemesine karar verilmiş ise de, vekalet ücretine ilişkin bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Gerçekten, maddi tazminatın kısmen veya tamamen reddinin, davacıya ödenen gelirlerin peşin sermaye değerlerinde yargılama sırasında meydana gelen artışlardan veya Borçlar Kanunun 43. maddesi gereğince yapılan takdiri indirimden kaynaklanması halleri hariç olmak üzere, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin üçüncü kısmındaki nispi tarifeye göre davalı yararına vekalet ücreti hesaplanması gerekmektedir. Ayrıca, 28.11.2002 tarih ve 24950 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 10/3. maddesi hükmüne göre, manevi tazminat davalarının tamamının reddi durumunda avukatlık ücretine tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu olarak hükmedilecektir. Öte yandan, anılan Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 3.maddesinde, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin tarifede yazılı miktardan az veya üç katından çok olamayacağı, bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi ve niteliği ile davanın süresinin gözönünde tutulacağı hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, mahkemece, söz konusu maddeler gözönünde tutularak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, 19.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy