(1479 S. K. m. 79)
Davacı, sağlık sigortasından yararlandırılmasına ve bu süre zarfında yapılan tedavi giderleri ile ilgili borç olmadığının tespitiyle, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı, Kurum işleminin iptaliyle, 11.6.2002-25.12.2002 tarihleri arasında vergi kaydı bulunmamasına karşın primlerini düzenli ödediğinden Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile birlikte sağlık yardımlarından yararlanabileceğinin sağlık yardımlarından dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davacının vergi kaydı silindiğinden Bağ-kurlu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.Somut olayda davacı vergi kaydının silinmiş olmasına karşın primlerini düzenli ödemek suretiyle isteğe bağlı sigortalı olma iradesini açıkça ortaya koymuş ve kurum da primleri tahsil etmek suretiyle 1479 sayılı yasanın 79. maddesine göre davacıyı isteğe bağlı sigortalı olarak kabul etmiştir. Kurumun yıllar sonra kullandığı primleri iade ederek hizmeti geçersiz sayması iyi niyet kuralına aykırıdır. Dairemizin ve giderek Yargıtay"ın yerleşmiş görüşleri de bu yöndedir. Sağlık primlerini de ödeyen davacının sigortalı olacağı ve sağlık yardımlarından yararlanacağı ortadadır.Mahkemenin hükme esas aldığı hesap cetveli de başka bir sigortalıya aittir. Öte yandan 4956 sayılı yasanın geçici 23 maddesine göre de isteğe bağlı sigortalı olmak için talepte bulunmadan sigorta ve sağlık sigortası primlerini ödemiş olup ödemeleri isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilenler (prim ve her türlü borçlarını bir yıl içinde talepte bulunarak 6 ay içinde ödemek suretiyle ) sağlık yardımlarından yararlanırlar. Davacının bu dönem için prim borcu bulunmadığına göre yasadan yararlanması gerekir.4956 sayılı yasanın geçici 23 maddesi 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe girdiğinden yasadan yararlanma süresi de henüz geçmemiştir. Kaldı ki davacı, prim ve sağlık primi borcu bulunması halinde dahi borçlarını ödeyerek yararlanabilecektir.
Bilindiği üzere isteğe bağlı sigortalıların sağlık yardımlarından yararlanamayacağına dair 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olup somut olaya söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin uygulanması da mümkün değildir. Buna rağmen aksi yönde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy