(4792 S. K. Geç. m. 7) (506 S. K. m. 79) (616 S. KHK. m. 15)
Dava: Davacı davalı Kurum işleminin iptaliyle borcu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Davacının idari para cezası, prim ve gecikme zammına ilişkin ödeme emrinin iptaline yönelik davası dava konusu alacaklarının idari aşamada kesinleştiği gerekçesiyle mahkemece red edilmiş dairemizin 26.5.2003 tarihli kararı ile prim ve gecikme zammı yönünden kesinleşme söz konusu olmadığı, işin esasına girilerek sonuçlandırılması gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Mahkemenin direnme kararı üzerine Hukuk Genel Kurulunda yapılan inceleme sonucunda dava konusu olayın 4702 sayılı kanunun 3917 sayılı kanun ile değişik 6. maddesi ile 616 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 15/e maddesi yönünden incelenmek üzere dairemize gönderilmiştir.
Dairemize yeniden yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda;
Kurumca tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammının yasal dayanağı 3917 sayılı Yasanın 4792 sayılı Yasanın 6. maddesindeki değişiklikle getirilen kurumun resen yaptığı ölçümleme işlemine dayanmaktadır. Ancak anılan bu yasa 616 sayılı kanun Hükmünde Kararnalenin 15/e maddesi ile ortadan kaldırıldığından maddede yer alan sürelerden geçerliliğini yitirmiştir. Bilahare 616 sayılı Kanun Hükmünde Kanun Anayasa Mahkemesince iptali ilede bir hukuksal boşluk doğmuştur.
Ne varki bu hukuksal boşluk kurumun yapılan işler ile buna bağlı bildirilmesi zorunlu işçilik miktarları üzerinde denetim ve prim saptama yetkisini ortadan kaldırmamıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.11.2001 günlü E:2002/965 K:2001/1038 sayılı kararı da aynı yöndedir.) Yasaya karşı hile veya başka bir nedenle Yasanın öngörmüş olduğu yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin yasal boşluktan söz edilerek haklarında hiçbir işlem yapılmaması veya başka bir anlatımla bu eylemlerin hukukça tasvip edilmiş olması düşünülemez.
Nitekim 4958 sayılı yasayla yapılan değişiklikle maddede açıkça bu konuda yasal düzenleme getirilmek suretiyle hukuksal boşluk doldurulmuştur. Ancak bu hükmün dava konusu olayın ve davanın açıldığı tarihe doğru geçmişe yürütülmesi düşünülemeyeceğinden inceleme konusu olayda 506 sayılı Yasanın 79. maddesi ve diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde kuruma kendisine bildirilen veya bildirilmeyen işçilik yönünde inceleme yetkisi verildiğinin kabulü gerekir.
Mahkemece yapılacak iş bildirilmesi zorunlu işçilik oranını belirlerken işin genel niteliğini işte kullanılan teknik yöntemleri işin büyüklüğü tamamlama süresini işyeri koşullarını istihkak tutarlarını kısaca işçilik bildirilmesi gereken işle ilgili tüm verileri gözetmek gerekirse emsalleriyle kıyaslamak mahallinde bizza işi denetlemek kısaca işle ilgili tüm verileri dikkate alarak gerçek biçimde işçilik oranını veya miktarını saptamak zorundadır.
Bu belirleme sonucunda gerçekten noksan işçilik bildirildiği saptanmış fazla bildirilenler yönünden istem kabul edilmeli aksi halde red edilmelidir.
Mahkemece işin esasına girilerek öngörülen biçimde bir inceleme yapılması gerekirken prim ve gecikme zammının 506 sayılı Yasanın 79. maddedeki prosedüre uyulmayarak kesinleştiğinden bahisle reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy