(818 S. K. m. 47) (1475 S. K. m. 26)
Dava: Davacılar, iş kazası sonucu maluliyetten doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan B... Kardeşler İnş. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava; iş kazası nedeniyle kazalının yakınlarının uğradığı manevi tazminat istemine ilişkindir. Zararlandırıcı sigorta olayı sonucu, kazalı sigortalının %51 oranında sürekli iş göremezlik oranına maruz kaldığı bu nedenle davacı eş, çocukları anne ve babaya manevi tazminata hükmedilmişse de varılan sonuç doğru değildir.
Davanın yasal dayanağını belirgin olarak Borçlar Kanununun 47.maddesi oluşturmaktadır. Anılan Kanunun 47.maddesinde, aynen "Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara dücar olan kimseye yahut adan öldüğü takdirde ölenin ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir" denilmiştir. Bu madde ile getirilen hukuki esaslara göre; cismani zarar halinde manevi tazminatı ancak doğrudan doğruya cizmani zarara maruz kalan kimse isteyebilecektir. Başka bir anlatımla, Kanun koyucunun, cismani zarar halinde bu zarara yarayanın manevi tazminat isteyebileceği yolunda getirdiği hükmün anlamına, cismani zarara uğrayanın dışında kalan kişilerin manevi tazminat isteyemeyecekleri hususunun kabulü zorunludur. Öte yandan, cismani zarar, vücut bütünlüğüne karşı ika edilen zararları ifade eden, vücut bütünlüğü denilince ruhsal bütünlüğünde bu kavramın içerisinde olduğunun kabulü gerekir.
Kuşkusuz, olay nedeniyle, doğrudan doğruya cismani zarara maruz kalan davacının eş ve çocuklarının anne ve babanın ruhsal sağlığı ağır şekilde bozularak şok geçirip tedavi olmak zorunda kalmaları durumunda illiyet bağı gerçekleşmiş sayılacağından Borçlar Kanunun 47.maddesine dayanarak manevi tazminat isteyebilecekleri söz götürmez. Somut olayda davacı eş çocuklar, anne ve babasının davacının geçirdiği kaza dolayısıyla böyle bir zarara maruz kaldıkları iddia ve ispat edilmiş değildir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eş çocuklar, anne ve baba içinde manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 27.1.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy