(1086 S. K. m. 73) (506 S. K. m. 84) (2004 S. K. m. 72/2)
Davacı davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinde dolayı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şeklide, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, Kurumun prim alacağı nedeni ile yapmış olduğu takip sonrasında davacının borçlu olmadığının tespiti ile yargılamalar sırasında ödenenen miktarın istirdadına ilişkindir.
Mahkemece davacının menfi tespit ödeme emrinin iptali davasının 7 günlük itiraz süresinde açılmadığı, ve HUMK.nun 73. maddesine göre talebin istirdada dönüşemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Gerçekten, öğretide ve uygulamada oluşan duruma göre ödeme emrine itiraz edilmediği ve takibin kesinleşmesi giderek borcun ödenmesinden sonra borçlunun ödeme emrine konu borç yönünden yargı yoluna gidebilmesi başka bir anlatımla bu yönde menfi tespit davası açabilmesi mümkündür. Bu yönüyle uyuşmazlığın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 84. ve İlK.nun 72. maddeleridir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.11.1982, 1930/904 sayılı kararı ile Dairemizin ve Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesinin benzer nitelikte bulunan kararları aynı yöndedir. Ayrıca davacının yargılamalar sırasında talebini "istirdada" dönüştürmesi de İlK.nun 72/2. maddesinde düzenlenmiş olup aksine kabul HUMK'nun 73. maddesine aykırılık oluşturmaz. Açıklanan bu nedenlerle mahkemenin 7 günlük süre de ödeme emrine itiraz edilmediği gerekçesi ile davanın reddine ilişkin kararı usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Mahkemece yapılacak iş; yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular göz önünde tutularak ve esasa girilerek menfi tespit davası ve giderek istirdat davası ile ilgili tüm deliller toplanarak sonucuna göre hüküm vermekten ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.4.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy