(506 S. K. m. 24)
Dava: Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Sultan Karagün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalının sair temyiz itirazlarının reddine.
2-Mahkemece her ne kadar davacı olarak nişanlının manevi tazminat talebi kabul edilmişse de bu sonuç usul ve yasaya aykırıdır.
Gerçekten Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatlarına göre kimlerin manevi tazminat isteyebilecekleri açıkça benimsenmiştir. Buna göre desteğin kaybı nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunabilecekler eş, çocuk, ana, baba gibi resmi evlilik ilişkisi bulunan eşler ve kan bağı, ile birlikte yakınlığı bilinen kişiler olarak kabul edilmektedir. Medeni Hukuk Sistemimizde nişanlılık bağı kişiler arasında henüz hukuksal sonucu doğurabilecek bir ilişki oluşturmamaktadır. Geleceğe yönelik bir evlilik vaadinden ibarettir. Bu tür bir ilişkinin B. K'nun öngördüğü biçimde manevi tazminatı gerektirecek bir yakınlığı içermemektedir. Aksine bir yorum manevi tazminat isteyebilecek kişilerin kapsamının son derece genişletilmesi ve bu hukuksal Kurumun kötüye kullanılması sonucunu doğurur. Bir kısım nedenlerle henüz nişanlılık ilişkisi bulunan bir kişiye manevi tazminat verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 6.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy