(2004 S. K. m. 97/a) (YHGK. 11.12.2002 T. 2002/15-917 E. 2002/1041 K.)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı kararın temyizen incelenmesi davalı (alacaklı) tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği biçimde isteğin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nur Algan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Uyuşmazlık takip hukukuna dayalı istihkak davasıdır.
Haciz tutanağı ve haczi uygulayan icra memurunun tanık olarak verdiği beyanına göre, haciz yapılan evde halen borçlunun oturduğu, hacizli malların borçlunun elinde ve zilyetliği altında olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde İİK. nun 97/a maddesinde öngörülen kanuni mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır.
Borçlunun kayınbiraderi olan davacı 3. kişi dava konusu haczedilen ev eşyalarını borçlu aleyhine yapılan başka bir takip dosyasında ihale de satın aldığını ve borçludan kiraladığı haciz adresinde bulundurduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını istemiştir.
Mercii Hakimliğince taşınır malların açık artırma ile satın alınmakla davacının malik olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de varılan bu sonuç usul ve kanuna aykırıdır.
Uyuşmazlık, dava konusu haczin, daha önce usulüne uygun cereyan eden icra satışı sonucu davacının kazanmış olduğu mülkiyet hakkı karşısında geçerli ve bağlayıcı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yargıtay HGK. nun 11.12.2002 tarihli ve 2002/15-917 esas ve 2002/1041 karar s. kararında da belirtildiği gibi hangi kişi olursa olsun haciz sebebiyle istihkak davalarından amaç, mülkiyet hakkının tesbiti değildir. Amaç, dayanılan hakların kapsamına uygun eylemli bir durum yaratmak ve hacizli malın iadesini sağlamaktır. Bunu sağlamak içerisinde haczin dayanılan hak karşısında bağlayıcı olup olmadığına bakmak gerekir.
Davacı 3. kişi, dava konusu eş eşyalarını 4.12.2001 gününde ihalede satın almış ve aynı tarihte bu eşyaların bulunduğu evi borçludan kiraladığını ileri sürerek kira sözleşmesine dayanmıştır. Davacı, bu evi kiralamış gözükmesine karşın halen borçlunun kullanımında bulunmaktadır. İhaleye karşın hacizli ev eşyalarının haciz gününe kadar el değiştirmemesi hayatın olağan akışına ve ülke gerçeklerine ters olup, sonraki alacaklılardan mal kaçırmak amacına yönelik danışıklı işlemdir.
Bu nedenle, ihaleden şeklen kazanılan mülkiyet hakkı karşısında, yapılan hacze, alacaklının haklarını ihlal edildiği oranda geçerlilik tanımak, bu tür uyuşmazlıklarda daha gerçekçi bir yaklaşım olur.
Merciice davanın reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
O durumda davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy