(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı davalılardan işverene ait işyerinde 1.10.1994-1.3.1999 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı, 1.10.1994-1.3.1999 döneminde davalılara ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığının tespitini istemiştir. İstek; tanık sözlerine dayanılarak hüküm altına alınmıştır.
Gerçekten, davacının işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgesine aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Yapılacak iş; davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak bildirge ve her yıla ilişkin ücret bordroları celbedilmeli, öte yandan dosyada mevcut 18.5.1999 tarihli müfettiş raporunda sözü edilen işçinin işten çıkış formları celbedilip imzası incelenmek; işyerinde yapılan işin niteliği üzerinde durularak tanık beyanları ile işin sezonluk iş olup olmadığının belirlenmesi ve gerekirse uzman bilirkişilerden rapor alınması gerekmektedir.
Tüm bu olgular bir bütün halinde değerlendirilerek işyerinin niteliğinin belirlenmesi sonucu davacı işçinin imzasını içeren bordrolara geçmiş sürelere ilişkin istemin reddine; imzası olamayan süreler yönünden ise işverenin bordrolarında kayıtlı çalışanlar saptanarak gerektiğinde benzer işi yapan işverenlerin kayıtlara geçmiş kimselerde tespit edilerek bu kimselerin tanık olarak bilgilerine başvurarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 30.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy