(506 S. K. m. 60, 63/A-B)
Dava: Davacı davalı Kurum işleminin iptaliyle Kuruma borcu olmadığının tespitine ve kesilen yaşlılık aylığının devamına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacıya Türkiye'deki çalışmaları gözönünde tutularak 1.9.1981 tarihinden itibaren aylık bağlandığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, yurtdışındaki çalışmalar değerlendirmeye alınmaksızın salt Türkiye'deki çalışmalar gözönünde tutularak 506 sayılı Yasanın 60 ve devamı maddeleri gereğince sigortalıya maaş bağlandıktan sonra yurtdışında çalışmaya başlaması durumunda yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davacının 506 sayılı Yasaya tabi olarak çalıştığı prim ödeme gün sayısının 6584 gün sigortalılık başlangıcının da 1.10.1959 tarihi olduğu gözönünde tutularak S.S.Kanununun 60. maddesi gereğince yaşlılık aylığı bağlandığı dosyadaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Öte yandan, Sosyal Sigortalar Kanununun 63-A maddesine göre, bu kanuna göre, yaşlılık aylığı almakta iken, sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları çalışmaya başladıkları tarihte kesilir. Bu madde ile; 506 sayılı Yasaya tabi olarak Türkiye'de sigortalı olarak çalışanların amaçlandığı açıktır. Başka bir anlatımla, yurt dışındaki çalışmaların, 506 sayılı Yasaya tabi çalışma olarak değerlendirilmesine imkan olmadığı ortadadır. Nitekim bu yön aynı maddenin B bendinde, sigortalı olarak bir işte çalışmaya başlayanların yazılı talepte bulunmaları halinde yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam olunacağı, ancak bunlardan %24 oranında sosyal güvenlik destek priminin kesileceği, bu primin 1/4'ü sigortalı hissesi 3/4 işveren hissesi olduğu açıkça vurgulanmıştır. Kuşkusuz sosyal güvenlik destek primini kesecek işverenin Türk işveren olduğu açık-seçiktir. Bundan başka, Türkiye ile Federal Almanya arasında imzalanan sosyal güvenlik anlaşmasında da, yaşlılık aylığının kesileceğine ilişkin bir düzenlemenin de mevcut olmadığı söz götürmez.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy