(506 S. K. m. 78, Geç. m. 80)
Dava: Davacı, 17.7.1968-17.9.1971 tarihleri arasındaki hizmetini 4056 sayılı Yasaya göre borçlanabileceğinin tespitiyle, Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mesut Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Uyuşmazlık, 4056 sayılı yasa ile 506 sayılı Yasaya eklenen geçici 80. madde uyarınca yapılan ve 17.7.1968-17.9.1971 tarihleri arasındaki süreyi kapsayan sanatçı borçlanması isteminin geçerli olduğunun ve bu istemin, başvuru tarihinde geçerli olan ücretler üzerinden kabulü gerektiğinin tespiti isteğine ilişkindir.
Sanatçı borçlanması isteminin geçerli olduğunun tespitine ilişkin karar doğru ise de, bu istemin başvuru tarihindeki prime esas kazanç üzerinden kabulüne ilişkin mahkeme kararı doğru görülmemiştir.
506 sayılı Yasanın geçici 80. maddesinde borçlanmaları kabul edilen sanatçıların anılan Yasanın 78. maddesine göre borç ödeme tarihindeki belirlenen asgari kazanç üzerinden malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerini bir defada Kuruma ödemeleri şartıyla çalışmalarını borçlanabilecekleri öngörülmüştür.
Somut olayda davacı, 29.12.1995 tarihinde Kurumdan borçlanma isteminde bulunmuş, Kurum tarafından bu istem 2.2.1996 tarihinde araştırma hakkı saklı kalmak kaydı ile kabul edilmiş ve 7.5.1996 tarihinde de istek reddedilmiştir. Bunun üzerine davacı, dava açmak yerine ikinci defa, 5.11.1999 tarihinde Kuruma başvurarak borçlanma talebinin yeniden incelenmesini istemiş ve bu ikinci başvuru 1.3.2000 tarihinde reddedilmiş, davacı 21.12.2000 tarihinde dava açmıştır.
Gerçekten, davacının borçlanma talebinde bulunmuş olması Kurumun inceleme yetkisini ortadan kaldırmaz. Öte yandan davacı, sanatçı borçlanması için ilk başvurusu Kurumca reddedildiğinde uzunca bir süre itirazda bulunmamış, dava açma yoluna da gitmemiştir. Davacının, gösterdiği ihmalin sonucunu Kuruma yüklemek doğru ve hakça bir yaklaşım değildir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, ödeme tarihindeki ücretler üzerinden borçlanma bedelinin esas alınması gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy