(1479 S. K. m. 24) (506 S. K. m. 3)
Davacı 12.4.1993-31.8.2000 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığının iptaliyle, bu tarihler arasında SSK sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz İsteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi D. Kurtuluş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dava, 12.4.1993 ile 31.8.2000 tarihleri arası Bağ-Kur'lu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece baskın çalışmanın SSK'lı çalışmalar olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmişse de, bu sonuca eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda ulaşılmıştır.
Yapılan incelemede davacının 6.8.1992 tarihi itibariyle vergi kaydına göre Bağ-Kur'a tescilinin yapıldığı, taksi işletmeciliği nedeniyle var olan vergi kaydının 23.8.2001'e kadar kesintisiz olarak devam ettiği görülmekle 1992 ile 2001 yılları arasında davacının 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi gereğince Bağ-Kur sigortalısı olduğu açıktır. 12.4.1993 tarihinden itibaren kesintisiz olarak davacının SSK'lı çalışmalarının bulunduğu anlaşılmakta ise de, 506 sayılı Kanun'un 3. maddesi (k) bendi gereğince kendi nam ve hesabına çalışanların SSK sigortalısı olması mümkün değildir.
Mahkemece SSK'lı çalışmalara ilişkin ücret bordroları ile Bağ-Kur'a tabi çalışma nedeniyle vergi beyannameleri getirtilmiş, yapılan incelemede SSK'lı çalışmalardan elde edilen kazancın baskın olduğu sonucuna varılmışsa da; 1479 sayılı Kanun'un 24. maddesi; 506 sayılı Kanunlun 3. maddesi (k) bendi ve Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları gereğince; önceden başlayıp kesintisiz olarak devam eden sigortalılık kolundan sonra başka bir sigortalılık kolunun başlaması halinde, önce başlayan ve kesintisiz olarak devam ede gelen sigortalılık kolundaki hizmetlere üstünlük tanınması gerekmektedir. Zira anılan maddeler gereğince sigortalı bir sigorta koluna tabi iken bir başka sigorta koluna giremez. Sistemimizde çifte sigortalılık yoktur. Bu nedenle sonradan girdiği sigortalılığı geçersiz sayılmalıdır. Mahkemece aksi yönde verilen hüküm usul ve yasaya, yerleşik Yargıtay uygulamalarına aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy