(506 S. K. m. 79/8)
Davacı davalılardan işverene ait işyerinde 1987-2002 yılları arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen 1923 günlük çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
1-Mahkemece davacının hizmet tespitine ilişkin istemi Bolu ilinde her mevsim çalışılamayacağı gerekçesi tümüyle reddedilmiş ise de bu sonuç dosya içerisindeki bilgi ve belgelere uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre davalının Ömerler köyünde bulunan 24363 sicil numaralı işyerinden davacının 1.3.1989-15.2.1992 tarihleri arasında geçen çalışmalarının SSK'na kısmi olarak bildirildiği, işverenin bu bildirime uygun imzalı ücret bordrolarını ibraz etmediği ve dinlenen bordro tanıklarının beyanları ile çalışmanın kesintisiz olarak devam etmesine karşın Kuruma eksik bildirimde bulunulduğunun kanıtlandığı ortadadır. Mahkemenin bu dönem yönünden davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar vermesi isabetsiz olup bozma nedenidir.
2-Diğer süreler yönünden davanın reddine gelince; Öncelikle, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79/8. maddesi gereği bu tür davaların 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir. Davacının davalı işyerinde ilk defa 1.3.1989 tarihli işe giriş bildirgesi ile işe girdiği, 15.2.1992 tarihinde işten çıktığı, aynı işverenin İzzettin köyündeki diğer işyerine 1.2.1995 tarihinde işe girdiği, 3.7.2002 tarihinde çıkışının bildirildiği, davacının tespitini istediği sürelerden 1.3.1988 - 28.2.1989 ve 16.2.1992 - 31.1.1995 dönemlerinin, davanın açıldığı 12.11.2003 tarihine göre 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu açıkça belli olmaktadır. Başka bir anlatımla aynı işyerinde aralıklarla çalışma hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmamaktadır. Ne var ki; Yargıtay Hukuk Genel kurulunun 26.2.2003 gün ve 2003/21-432, 2003/97 Karar sayılı kararı gereğince, işe giriş bildirgesindeki imzalanın davacıya ait olup olmadığı (davacının imzayı kabul etmemesi halinde) konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınarak belirlenmelidir. Şayet bu inceleme sonucunda işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilirse hizmet akdi kesintisiz olarak devam ettiğinden eksik bildirilen süreler yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Yapılacak iş; işe giriş bildirgelerindeki imzaların davacı eli ürünü olup olmadığını uzman bilirkişi raporu ile saptamak davacı eli ürünü değil ise hak düşürücü süreden söz edilemeyeceğinden belirtilen bildirim dışı süreler için de işin esasına girmek ve sonucuna göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemenin tespiti istenilen diğer süreler yönünden işi esastan incelemesi konusuna gelince; davacı davalı işyerinde çalışmasının tespitini istemiş ise de kısmi olarak bildirilen çalışmaları iki ayrı işyerinden bildirilmiştir.1.3.1989 -15.2.1992 dönemi Ömerler köyündeki 24363 sicil numaralı işyerinde geçmiş ve bordro tanıkları ile doğrulanmıştır.1.2.1995 tarihli işe giriş bildirgesi ile ise 495137 numaralı İzzettin köyünde bulunan işyerinden hizmetleri bildirilmiştir. Mahkemece yapılacak iş; Davacıya çalışmalarının hangi işyerinde geçtiğini açıklattırmak ve buna göre davacı ile birlikte çalışan işverenin SSK'na verdiği dönem bordrolarında ismi geçen tanıkların bilgilerine başvurmak ve yukarıda belirlenen süre yönünden hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği de göz önünde tutarak elde edilecek sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmadan eksik inceleme ve araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.4.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy