(506 S. K. m. 84) (1086 S. K. m. 72)
Davacı, Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin iptaliyle, prim ve ceza borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Z. Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dava, Kurum'un prim alacağı nedeni ile yapmış olduğu takip sonrasında davacının borçlu olmadığının tespiti ile ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ödeme emrinin iptali davasının 7 günlük itiraz süresinde açılmadığından takibin kesinleştiği ve takip kesinleştiğinden artık davacının menfi tespit davası açma hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Gerçekten, öğretide ve uygulamada oluşan görüşe göre, ödeme emrine itiraz edilmediği ve takibin kesinleşmesi giderek borcun ödenmesinden sonra borçlumu Ödeme emrine konu borç yönünden yargı yoluna gidebilmesi başka bir anlatımla, bu yönde menfi tespit davası açabilmesi mümkündür. Bu yönüyle uyuşmazlığın yasa dayanağı 506 sayılı yasanın 84. ve İ.İ.K.'nun 72. maddeleridir. Yargıtay Hukuk Gene Kurulu'nun 19.11.1982 gün ve 1930/904 sayılı kararı da aynı yöndedir. Kaldı ki Anayasanın hak arama özgürlüğünü düzenleyen 36. maddesinde öngörülen ilke de gözönünde tutulduğunda, borçlunun, yargı mercileri önünde haklarını ileri sürmesi, aksine bir kuralın da gerek 6183 sayılı gerekse 506 sayılı yasada yer almaması karşısında ilke olarak kabul edilmelidir. Açıklanan bu nedenlerle mahkemenin 7 günlük süre de ödemi emrine itiraz edilmediği gerekçesi ile davanın reddine ilişkin kararı usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Mahkemece yapılacak iş, yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular göz önünde tutularak ve esasa girilerek menfi tespit davası ile ilgili tüm deliller toplanarak sonucum göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davaya iadesine, 09.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy