(2004 S. K. m. 96) (4721 S. K. m. 764)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davalılar vekillerince istenmiş davalı (Alacaklı) vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine bozmaya uyarak mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Uyuşmazlık 3. kişinin takip hukukuna dayalı istihkak davasıdır.
Davacı 3.Kişi haciz edilen makineleri 11.4.2000 tarihinde mülkiyeti saklı tutma kaydıyla borçluya sattığını alıcının taksitleri ödemediğinden araç mülkiyetinin kendisinde olduğunu ileri sürerek borçlu alıcının borcu nedeniyle makinelere konulan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Medeni Yasa'nın 764. maddesi hükmünce mülkiyeti saklı tutma kaydıyla yapılan satış sözleşmeleri ancak resmi şekilde yapılacak, sözleşmenin devralan alıcının yerleşim yeri noterliğindeki özel sicile kaydedilmesiyle geçerli olur. Bu hükümle getirilen yetki ve biçim koşulu geçerlilik şartı olup mahkemece bu yönün kendiliğinden göz önünde bulundurulması zorunludur. Mülkiyeti saklı tutmalı satış, yetki ve biçim koşuluna uygun yapılmamışsa geçersiz olacağından; menkul niteliğindeki makinelerin teslimiyle mülkiyetlerinin borçluya geçtiğinin kabulü gerekir.
Dava dayanağı sözleşme İzmir 2.Noterliğince düzenlenme şeklinde yapıldığı anlaşılmakta ise de sözleşmenin yerleşim yerindeki özel sicile kaydının yapılıp yapılmadığı belli değildir. Mahkemece öncelikle borçlunun ticari ikametgâh adresi belirlenerek, bu adresteki noterin özel siciline kaydı araştırılarak mülkiyeti saklı tutma satışın geçerli olup olmadığının saptanması gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında davada taraf olmayan 3.Kişi olarak A. Karasu hakkında hüküm oluşturulması da hatalı olmuştur.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine 25.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy