(506 S. K. m. 11, 26) (818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava; iş kazası sonucu meslekte kazanma gücünü yitiren işçinin duymuş olduğu acı ve üzüntünün karşılığı oluşan manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı da meydana gelen sürekli iş göremezlik oranının; tazminat miktarını doğrudan etkileyen unsurlardan olduğu söz götürmez.
Oysa mahkemece; davacının iş kazası sonucu uğradığı malüliyet oranının saptanması yönünde bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır.
Yapılacak iş; davanın niteliği gözönünde tutularak meslekte kazanma güç kayıp oranının Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından belirlenmek ve bu hususun kesinleşmesinden sonra; sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
2-Davacı Menemen İş Mahkemesinin 1997/584 esas sayılı dosyası ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 1.500.000.000 TL. manevi tazminat davası açtığı ve bu davada kesin süreye rağmen ara kararı yerine getirilmediğinden bahisle dava dilekçesinin reddine karar verildiği sabittir. Bu durumda önemli, olan manevi tazminatın bölünüp bölünemeyeceği konusudur.
Gerçekten; hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle; manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defa da istenilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.9.1966 gün ve 1966/21-397/637 karar ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararda bu doğrultudadır.
Mahkemece; meslekte kazanma güç kayıp oranı saptanmadan ve manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi de nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 2.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy