(506 S. K. m. 24, 87) (1475 S. K. m. 1)
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Koray İnş. A.ş. ve Hacı Ömer Sabancı Holding vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılardan K. İnşaat Proje ve Yönetim A.Ş. (K. Yapı Endüstrisi ve Tic. A.Ş.), C. E. ile H. Ö. S. Holding A.Ş.'nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, iş kazası sonucu ölüm halinde hak sahiplerinin uğramış olduğu zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Davacı anne E. E. un İstanbul 6. İş Mahkemesi'nin 1996/26 Esas sayılı dava dosyasında 100.000.000.-TL manevi tazminat istemli dava açtığı ve bu davanın, H.U.M.K.'nun 409/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verildiği; aynı şekilde davacı kardeş K. E. un İstanbul 5. İş Mahkemesi'nin 1999/313 Esas sayılı dava dosyasında 100.000.000.-TL manevi tazminat istemli dava açtığı ve bu davanın da derdestlik nedeniyle reddine karar verildiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, manevi tazminatın bölünüp bölünmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla, üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, yeniden dava konusu yapılarak miktarının artırılması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.09.1996 gün ve 1996/21-397-637 kararı ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Davacıların, açılmamış sayılmasına ve derdestlik nedeniyle reddine karar verilen dosyalardaki istedikleri manevi tazminat miktarlarını yeniden açılan temyize konu davada artırarak istemeleri ve hüküm altına alınması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3- Öte yandan, mahkemece, davacıların murisinin geçirdiği iş kazası nedeniyle kararda yazılı maddi ve manevi tazminatın davalılardan K. İnşaat Proje ve Yönetim AŞ. (K. Yapı Endüstrisi ve Tic. A.Ş.), C. E. ile H. Ö. S. Holding A.Ş.'den müteselsilen tahsiline karar verilmiş ise de, davalı H. Ö. S. Holding A.Ş. hakkında kurulan hüküm doğru değildir.
Gerçekten, bir iş kazası sonucu zarara uğrayan işçinin tazminat davası, işveren veya kusurlu 3. kişilere karşı yöneltilir. Bundan başka, aracı olarak nitelendirilen kişilerce işe alınan işçilerin uğrayacakları zarardan dolayı asıl işverenin aracı ile birlikte sorumlu olacağı 1475 sayılı Yasa'nın 1. maddesi gereğidir.
Somut olayda çözümlenmesi gerekli sorun davalı H. Ö. S. Holding AŞ. ile davalı K. İnşaat Proje ve Yönetim A.Ş. (K. Yapı Endüstrisi ve Tic. A.Ş.) arasındaki hukuki ilişkinin işveren-aracı veya üst-alt işveren biçiminde olup olmadığıdır. 1475 Sayılı İş Kanunu'nun 1/son ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 87/2. maddesindeki açıklamalar ışığında aracıdan (taşeron) söz edebilmek için öncelikle üst işveren ve bunun tarafından ortaya konulan bir iş olmalı ve görülmekte olan bu işin bölüm ve eklentilerden bir iş alt işverene devredilmelidir. Buna karşın, bir işin bütünüyle bir işverene devri durumunda veya anahtar teslimi denilen biçimde işin verilmesi durumunda artık üst-alt işveren ilişkisi söz konusu olamaz.
02.05.1988 tarihli sözleşmeden davalılardan H. Ö. S. Holding A.Ş.'nin S. Center inşaatı işini tamamen davalılardan K. İnşaat Proje ve Yönetim A.Ş. (K. Yapı Endüstrisi ve Tic. A.Ş.)'ye devrettiği, böylece işin anahtar teslimi suretiyle devrinin söz konusu olduğu anlaşıldığından, aralarındaki hukuki ilişki işveren-aracı olarak nitelendirilemez. İşin bir bölümü yerine, tümüyle devir olunduğu durumda işi devreden kişinin işverenlik sıfatı ortadan kalkacağından sorumluluğuna gidilemez.
4- Ayrıca, dava nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle, mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için kurum tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin kurumdan sorularak, bildirilen miktarın en son zarardan indirilmesi suretiyle maddi tazminatın saptanması gerektiği, Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Bu bakımdan, davanın niteliği göz önünde tutularak öncelikle hak sahiplerine Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından iş kazası nedeniyle gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, gelir bağlanmış ise, kurum tarafından bildirilen miktarın (bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin), maddi tazminattan düşülmesi, gelir bağlanmamış ise bu yön, hak sahibinin maddi tazminat hakkını doğrudan etkileyeceğinden hak sahibine, gelir bağlanması için Sosyal Sigortalar Kurumu aleyhine dava açması yönünden önel verilmesinde yasal zorunluluk olduğu açıktır. Başka bir anlatımla, hak sahibi tarafından kurum aleyhine açılan davada, 506 Sayılı Yasa'nın 24. maddesinin öngördüğü koşulların oluşmadığının saptanması durumunda, hak sahibine, gelir bağlanmayacağı giderek, hak sahibinin, destekten yoksun kalma tazminatı isteme hakkına sahip olamayacağı ortadadır.
Somut olayda, İstanbul Sigorta İl Müdürlüğü mahkemeye verdiği 04.02.2003 tarihli cevabi yazısında, ölen sigortalının annesi davacı E. E. a kurumlarından 2/1270115 tahsis numarası ile yaşlılık aylığı ve 3/21155820 tahsis numarası ile eşinden dolayı dul maaşı alıyor olması nedeniyle gelir bağlanmadığını bildirmiştir. Hal böyle olunca ve özellikle 506 Sayılı Yasa'nın 24. maddesinin öngördüğü koşulların oluştuğunu kanıtlayamadığından, davacı annenin destekten yoksun kalma tazminatı isteme hakkına sahip olmadığı açık seçiktir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılardan K. İnşaat Proje ve Yönetim A.Ş. (K. Yapı Endüstrisi ve Tic. A.Ş.), C. E. ile H. Ö. S. Holding A.Ş.'nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy