(1086 S. K. m. 417)
Dava: Davacılar murisinin iş kazası sonucu yaralanıp bilahare ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen toplam 32.423.829.872 liranın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya dair talebin reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ve davalılardan Türkiye Elektrik İletim A.Ş. vekillerince istenilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 9.3.2004 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat Turabi Tural ile karşı taraf davalılardan Türkiye Elektrik İletim A.Ş. vekili Avukat Meryem Ertuğrul geldi. Diğer davalı adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi B.Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Mahkemece davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinden davalının sorumluluğu belirlenirken davacı tarafça yatırılan peşin harcında yargılama giderleri içerisinde kabul edilerek kabul ve redde göre harcın bir kısmının davacı üzerinde bırakılması isabetsiz olmuştur.
İki tarafın kısmen haklı çıkması halinde yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılacağına dair HUMK. nun 417/1. maddesi yargılama harçları için uygulanmaz. Davanın reddi hariç harç daima davalıya yükletilir. Çünkü harç zaten haksız çıkılan oranda hüküm altına alınır ve hükmedilen miktara göre verilir. Bu nedenle, diğer giderler gibi kazanılan kaybedilen oranda bölüştürülemez, kısmen ret halinde ret edilen bölüm için ayrıca ret harcı verilemez.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde HUMK. nun 417/1. maddesinin uygulanmasında yanılgıya düşülerek yargılama harcının da bölüştürülmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı HUMK. nun 438/07. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç : Yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü hüküm fıkrasının 7.bendinin tamamen silinmesine, yerine davacı tarafından harcının 8 davetiye gideri 22.750.000 TL., müzekkere ve posta gideri 17.100.000 TL. dosya gömleği ücreti 500.000 TL., bilirkişi ücreti 350.000.000 TL. toplam 390.350.000 TL. yargılama giderinden kabul ve ret oranları gözetilerek takdiren 116.000.000 TL. ile 3.240.000 TL. peşin harç ve 109.360.000 TL. peşin harç toplam 228.600.000 TL.'nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, geri kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, davacı yararına takdir edilen 375.000.000 lira duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacılara yükletilmesine, 09.03.2004 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İndirimde sıra hususu, ne genel hükümlerde, ne özel hükümlerde açıkça tanzim edilmiş değildir. Zarara ilişkin indirimlerin tazminata ilişkin indirimlerden daha önce yapılması, gerek bu kavramların muhtevasından ve gerekse bu kavramların yasadaki düzenleniş sırasından ortaya çıkmaktadır. Zarar Borçlar Kanunun 42. madde, tazminat ise 44. maddesinde düzenlenmiştir. Ayrıca zarar, borçlunun ödemesi gerektiği miktar demek olan tazminattan daha geniş ve ön kavramdır. Diğer yandan, BK. 43 indiriminin peşin değerden önce yapılması şeklindeki çoğunluk görüşü, Kanununun dar yorumlanması nedenine dayanmaktadır. Bu ilkeden, yani en son peşin değer indirilir düşüncesinden anlaşılmak lazım gelen ise; gerek ölüm ve gerekse iş göremezlik tazminat davalarında önce varsa evlenme şansı, sonra müterafik kusur, varsa işveren ödemesi ve sonra yine varsa geçici iş göremezlik ödeneği tenzilinden sonra en son olarak da peşin sermaye değerini tenzil edip tazminat miktarını bulmak olmalıdır. Yoksa bu düşünceden, peşin sermaye değerinden önce BK. 43 göre indirim yapılmak gerekir şeklinde işin özüne hiç de uygun düşmeyen bir sonuç çıkarılamaz.
Sorun, içtihat hukukunda hakkaniyet indirimi olarak adlandırılan indirim sebebinin diğer indirim sebepler arasındaki sırasının neresi olduğunda yatmaktadır. Esasen Borçlar Kanununun 43. maddesi hukuk mantığıyla okunduğunda doğru cevaba kolaylıkla ulaşılabilmektedir. Hakkaniyet indirimi BK.43. maddesinin 1.fıkrası hükmüne göre tazminatın nihai kapsamını belirleyen bir ölçüttür. Sigorta geliri tazminattan indirilmeden hakkaniyet indiriminin yapılması yasanın şümul kavramı ile bağdaşmaz. Çünkü sigorta geliri indirilmeden hakimin önündeki rakam, hakkaniyet müdahalesini imkansız kılacak brüt bir rakamdır. Hakim her türlü normatif indirimi yaptıktan sonra önüne gelen rakama hal ve mevkiin icabına göre müdahale gerekip gerekmediğine göre karar verebilecektir. Tüm indirimlerden sonra hakkaniyet değerlendirilmesi yapılabilecektir. Öyle durum olur ki, sigorta geliri peşin değerinin çok yüksek olması sebebiyle hakimin önündeki tazminat rakamından bu miktarın düşülmesinden sonra hakkaniyet müdahalesi gerekmeye bilir. Çoğu durumda da bu böyledir.
Ayrıca sigorta gelirinden önce hakkaniyet indiriminin yapılması, zarar vereni haksız şekilde zenginleştirmekte ve zarar gören aleyhine bir durum doğurmaktadır. Söz gelimi sigorta geliri öncesi tazminat tutarı 100.TL, sigorta geliri peşin değeri 50.TL, indirim oranı %30 ise, hakkaniyetin sigorta gelirinden önce uygulanması halinde ödenecek tazminat: 100x%30=70-50=20.TL'dir. Yasanın ruhuna göre ödenecek tazminat ise 100-50=50x%30=35.TL'dir. Adalet, hak üzerine kuruludur. Tazminat alacaklısının hakkını, yöntemlerle oynayarak yok etmek, Adalete uzaktır. Bu yöntem, büyük rakamlarda ürkütücü ve incitici farklara yol açmaktadır. Davalı yanın tazminatın hesaplanmasındaki indirimdeki sıralamaya yönelik itirazı bu nedenle yerinde olup hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekir. Dairenin aksi doğrultudaki uygulamasına belirtilen nedenlerle, özellikle yasanın sözüne ve özüne ve Adalet ilkelerine aykırı olduğundan karşıyım.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy