(1086 S. K. m. 388, 416, 423)
Dava: Davacı, 2147 sayılı Yasadan yararlandırılması gerektiğine, işten ayrılma ve yurda kesin dönüş şartı aranmaksızın hak kazandığı tarihten itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Z.A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı, 2147 Sayılı Yasadan yararlandırılması gerektiğinin ve yasanın diğer koşulları yerine getirilmiş olmakla yurt dışındaki işinden ayrılma ve dönme şartı aranmadan hak kazandığı tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacıya 01.03.2003 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Somut olayda, davacı, yurt dışında 31.08.1966 - 31.06.1982 tarihleri arasında geçen 186 aylık hizmetini 2147 sayılı Yasaya göre borçlanmış, borcunu yasal süresi içinde ödemiş, 05.02.2003 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmuş ve 26.04.2004 tarihinde de temyize konu davayı açmıştır. Kurum, dava açıldıktan sonra 06.05.2004 tarihli yazısı ile davacıya 01.03.2003 tarihi itibariyle müstakil yaşlılık aylığı bağlandığını bildirmiştir. Bu durumda, yargılama devam ederken dava konusuz kalmış olduğundan, "dava hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan, davanın konusuz kalması halinde, mahkemenin, yargılamaya devam ederek, dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit edip, o tarafı yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum etmesi gerekir. Bu nedenle, dava konusu olayda, davacı, dava açılmasına sebebiyet vermediğinden başka bir anlatımla, davacı dava açmakta haklı bulunduğundan, davacı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsizdir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy