(506 S. K. m. 11, 23, 79)
Dava: Davacı, murisinin dahili davalı işyerinde 01.03.1998-15.05.1999 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile ölüm olayının meydana geldiği trafik kazasının iş kazası olduğunun ve ölüm geliri almayarak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Havva Aydınlı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Dava, davacının murisi Adnan Demirtürk'ün davalı Vakıfta 01.03.1998-15.05.1998 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalıştığının ve murisin ölümüyle sonuçlanan 15.05.1998 tarihli trafik kazasının iş kazası olduğunun tesbiti ile davacıya iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanması istemine ilişkindir.
İddia, savunma ve tüm dosya içeriğine göre; davacının eşi olan muris Adnan Demirtürk'ün davalı Vakfın 06.09.1997 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurulun da Yönetim Kurulu Üyeliğine ve Yönetim Kurulu'nun 08.09.1997 tarihli toplantısında Vakıf Genel Başkanlığına seçildiği, 01.03.1998 işe giriş tarihli bildirge ile S.S.K.'ya girişinin yapıldığı, 01.03.1998-15.05.1998 arası kesintisiz şekilde hizmet bildirilip prim ödendiği, vakıf şube başkanlarının Samsun'da 14.05.1999 tarihinde yapılan toplantısından Vakfa tahsisli ve Vakıf çalışanı Musa Sertkaya'nın sevk ve idaresindeki vasıtayla Ankara'ya dönerken yolda 15.05.1998 günü meydana gelen trafik kazasında vefat ettiği tartışmasızdır. Uyuşmazlık seçimle Vakıf Genel Başkanı olan Adnan Demirtürk'ün Vakıfta 01.03.1998-15.05.1998 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalışıp çalışmadığı 15.05.1998 tarihinde meydana gelen ve Adnan Demirtürk'ün vefatına neden olan trafik kazasının iş kazası sayılıp sayılmayacağı ve giderek davacıya iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanması gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir.
Gerçekten aksi kararlaştırılmadığı takdirde Vakıf, Dernek ve Kooperatif gibi tüzel kişilerde seçimle göreve getirilmiş olan yöneticilerle tüzel kişi arasındaki ilişki vekalet akdi niteliğindedir. Genel ilke bu olmakla birlikte taraflar aralarında bir başka akit türünü de kararlaştırabilirler. Açıkça ayrı bir akit türü kararlaştırılmamasına rağmen vekilin hizmetini (iş görüşünü) belli olan veya olmayan tüm zaman için iş sahibine (tüzel kişiye) tahsis etme derecesini bulduğu takdirde hizmet (işe görme) bir hizmet akdinin konusunu teşkil eder. Başka bir anlatımla seçimle göreve gelmiş olan yöneticinin tüm çalışmasını (hizmetini) tüzel kişiye hasrederek hizmet ve akdinin zaman ve bağımlılık unsurlarını oluşturacak biçimde iş görmüş ve bundan dolayı sürekli ve düzenli biçimde ücret almış ise aradaki ilişkinin hizmet (iş) akdine dayandığının kabulü gerekir. Somut olayda davalı vakıfta seçimle genel başkan olan Adnan Demirtürk'ün 01.03.1998 tarihinden itibaren hizmet ve mesaisini tamamen vakfa hasrettiği, başka bir iş yapmadığı, tüm çalışma ve mesaisini vakfa ayırdığı 01.03.1998 tarihinden itibaren ücret ödendiği S.S.K. girişinin yapıldığı ve başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında da bulunmadığı davalı vakıf vekilinin 28.01.2004 tarihli oturumda zapta geçen beyanı ile S.S.K. müfettişi tarafından yapılan tahkikat sonucu düzenlenen 24.01.2002 tarih ve Ar.Sor. 2 sayılı raporu ile eki evrak içeriğinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacının murisi olan Vakıf Başkanı Adnan Demirtürk'ün davalı vakıfta 01.03.1998 tarihinden itibaren geçen hizmetinin hizmet akdine dayandığının, giderek 01.03.1998-15.05.1999 tarihleri arasında hizmet aktiyle çalıştığının ve vakıf çalışmalarından dolayı Ankara dışında bulunduğu sırada 15.05.1999 günü meydana gelen ve ölümüne neden olan trafik kazasının 506 sayılı yasanın 11. maddesine uygun bir "iş kazası" olduğunun kabulü ile davacıya aynı yasanın 12. maddesi gereğince iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy