(3201 S. K. m. 3, 6)
Davacı, 3201 sayılı yasa gereği borçlanmasının geçerli olduğunun tespiti ile işsizlik parasının ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nurten Fidan Mursal tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3201 sayılı Yasaya göre, yurt dışı hizmetlerini borçlanan ve buna bağlı olarak kendisine yaşlılık aylığı bağlanan bir Türk Vatandaşının uzun sayılabilecek bir süre sonra; yaşlılık aylığından yararlanma koşullarından biri olan yurda -kesin dönüş koşulunun bulunmadığının anlaşılması üzerine, Kurumca; gerek borçlanma ve gerekse yaşlılık aylığının iptaline dair Kurum sataşmasının giderilmesine ilişkindir.
Mahkeme; borçlanmanın geçerliliğine, ancak bu dava açılmadan önce SSK'ya yapılmış tahsis talebi olmadığından taraflar arasında bu konuda ihtilaf olmadığının kabulüyle yaşlılık aylığı bağlanması talebinin öncelikle SSK'ca incelenmesi gerektiğinden tahsis konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Borçlanmanın geçerliliğine dair karar doğru ise de, tahsis konusunda karar verilmesine yer olmadığına dair karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Kesin dönüş koşulunu hem borçlanma hem de aylık bağlama istemleri yönünden zorunlu kabul eden görüşün dayanağı 3201 sayılı yasanın yukarıda açıklanan 3. ve 6. maddeleridir. Her iki maddede de açıkça kesin dönüş koşulu aranmışken, bu iki maddenin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 Gün Ve 2000/36-2002/198 Sayılı kararı ile; 08.05.1995 günlü, 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun;
A - 3. Maddesinin birinci fıkrasında yer alan ... Yurda kesin dönüş yapanlar, kesin dönüş ... Sözcüklerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Yalçın ACARGÜN, Fulya KANT ARCIOGLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUGCU ile Ahmet AKY ALÇIN'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla,
B - 6. Maddesinin (A) paragrafının birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan ... kesin dönülmüş... Sözcüklerinin Anayasa aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, oybirliği ile,
C - 3. Maddesinin birinci fıkrasında yer alan ... Yurda kesin dönüş yapanlar, kesin dönüş ... sözcüklerinin iptali nedeniyle aynı maddenin uygulanma olanağı kalmayan birinci fıkrasındaki tarihinden itibaren sözcükleri ile İkinci fıkrasının, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. Madde ikinci fıkrası gereğince iptaline, Fulya KANTARCIOGLU'NUN karşı oyu ve oyçokluğu ile sonuca bağlanmış, bu karar ile borçlanmaya ilişkin 3. maddedeki kesin dönüş koşulu iptale konu edilirken, aylık bağlama ile ilgili 6. maddedeki aynı koşul varlığını korumuştur. Aylık bağlama talebinde bulunulması ve aylığın bağlanması konusunda anılan maddede yer alan kesin dönüş yapılmış olması koşulu ise iptal e konu olmadığından varlığını korumaktadır. Bu nedenle de, aylık bağlanma talep ya da aylığın bağlanması tarihinde kesin dönüş koşulunun gerçekleşmemiş olması halinde kurum uygulamasının ne olması gerektiği ayrıca irdelenmeli ve açıklığa kavuşturulmalıdır. Davacının, 2.5.1994 tarihinde tahsis talebinde bulunması üzerine 1.6.1994 itibariyle tahsis yapıldığı, daha sonra 27.4.1997 tarihine kadar kesin dönüş yapmadığı anlaşıldığından 20.12.2004 tarihli davalı Kurum yazısıyla tahsisin iptal edildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacının 2.5.1994 tarihinde tahsis talebi bulunduğu ve Kurumun uyuşmazlığı 2004 yılında çıkardığı göz önünde bulundurularak aşağıdaki bilgiler doğrultusunda tahsis hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Gerçekten, bu konuda sözü edilen 3201 sayılı Yasa, 6.madde (B) fıkrası, sistemi doğrudan olmasa bile, dolaylı biçimde ortaya koymuş, yurt dışından kesin dönüş yapılmasına ve kendilerine yaşlılık aylığı bağlanmasına karşın, yurt dışında çalışmak isteyenler yönünden Kurumca yapılması gereken işlemleri belirlemiştir. Buna göre; yurt dışından kesin dönüş yapan bir kimsenin yeniden yurt dışında çalışması halinde; çalıştığı süre kadar yaşlılık aylığı kesilecek bu kişinin yurda dönüşünde; isterse çalıştığı süre kadar borçlanmak suretiyle; yaşlılık aylığı oran ve miktarı artırılacak, isterse, eski aylık olduğu gibi ödenmeye devam edecektir. Böylece denilebilir ki, 3201 sayılı Yasa sisteminde yeniden yurt dışı çalışma söz konusu olduğunda, yaşlılık sigortasından bağlanan aylıklar ödenmemekte ve sosyal güvenlik askıya alınmaktadır. Bu durumun sonucu olarak, yaşlılık aylığı bağlanması sırasında, yurda kesin dönüş koşulunun gerçekleşmediği anlaşılırsa, yapılacak işlem veya uygulanacak yaptırım; yaşlılık aylığının bağlanmaması ve kesin dönüş tarihine kadar işlemlerin hukuken askıya alınması, istek olduğunda yatırılan borçlanma bedelinin iadesidir. Yaşlılık aylığı bağlanmış olması halinde ise bağlanan aylığın kesilmesi ve ödenen aylıkların geri alınmasıdır.
Nitekim 506 sayılı Yasa sisteminde, yurt içinde çalışanlar için uygulanan yaptırım da, belirtilen şekilde olmaktadır. Yargıtay uygulamasında kabul edildiği üzere, yurt içinde çalışan bir sigortalının, yaşlılık aylığından yararlanmak için Kuruma başvurduğunda, işten ayrılma koşulu gerçekleşmemişse, bu kişiye yaşlılık aylığı bağlanmamakta veya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, bu koşulun yokluğu anlaşıldığında; aylıklar kesilmekte ve ödenenler geri alınmaktadır. Bunun ötesinde; 506 sayılı Yasanın 3279 sayılı Yasa ile değişik 63.maddesinde kabul edildiği biçimde; yaşlılık aylığı alanlar, Sosyal Güvenlik Destek Primi ödeme koşuluyla; yaşlılık aylıklarının kesilmeden çalışmalarını sürdürebilmektedirler. En önemlisi işten ayrılma veya yurt dışından dönüş koşulunun yokluğu, kişinin sosyal güvenlik haklarının büsbütün ortadan kaldırıcı bir neden olarak, yasalarda öngörülmemiş, sadece; aylığın başlatılmaması veya bağlanan aylığın kesilmesi biçiminde yaptırıma bağlanmıştır.
Buna karşın; görülmekte olan bu davada olduğu gibi 3201 sayılı Yasa yönünden Kurumun benzeri durumlardaki borçlanmanın ve aylık bağlama işleminin iptali yönünden uygulaması, yasanın özüne olduğu kadar Anayasal Sosyal Güvenlik İlkelerine ve yasaların öngördüğü Sosyal Sigortalar sistemine aykırıdır.
Belirtilen nedenlerle; 3201 sayılı Yasa sisteminde usulüne uygun borçlanıp, aylık bağlandıktan sonra yeniden yurt dışı çalışma söz konusu olduğunda, nasıl yaşlılık sigortasından bağlanan aylıklar ödenmemekte ve sosyal güvenlik askıya alınmakta ise, aylık bağlanması talep ve fiilen aylığın bağlanması tarihlerinde kesin dönüş koşulunun gerçekleşmediği durumlarda da benzer uygulamaya gidilerek yapılacak işlem veya uygulanacak yaptırım; yaşlılık aylığının bağlanmaması ve kesin dönüş tarihine kadar işlemlerin hukuken askıya alınması, istek olduğunda yatırılan borçlanma bedelinin iadesi; yaşlılık aylığı bağlanmış olması halinde ise bağlanan aylığın kesilmesi ve ödenen aylıkların geri alınması olmalı, kesin dönüş şartı gerçekleştiği takdirde de bu şartın gerçekleştiği tarihten itibaren aylık bağlama işleminin askı durumundan kurtarılarak ve yasanın aradığı diğer unsurlar gözetilerek yeniden aylık bağlanması olmalıdır.
Sonuç olarak; aylık bağlama işlemi açısından da davacı işçinin yurda kesin dönüşünün gerçek1eştiği 27.4. 1997 tarihine kadar bu hakkının askıda olduğu kabul edilerek işlem yapılması gereğini gözetmeyen kurum işleminin iptaline, davalı Kurumun davacıya kesin dönüş yapmadığı halde yersiz ödediği 1.6.1994-27.4.1997 tarihleri arasındaki döneme ilişkin aylıkları her zaman tahsil etmesi mümkün olduğuna göre, davacının 27.4.1997 tarihini takip eden aybaşı olan 1.5.1997 tarihi itibariyle tahsise hak kazandığının tespitine karar vermek gerekirken, tahsis konusunda karar verilmesine yer olmadığına ilişkin mahkeme hükmü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18.4.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy