(3213 S. K. m. 31)
Dava: Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan E ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi zerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Dava, davacının yakınının iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğradığı maddi zararın tazmini isteğine ilişkin olup husumet ruhsat sahasından kaçak olarak kömür çıkaran ve sigortalının işvereni olan davalı E .. ile birlikte ruhsat sahibi TTK. Genel Müdürlüğüne ve sahanın işletmesini rödovans sözleşmesi ile devralan E.'ye yöneltilmiştir.
Mahkemece TTK. Genel Müdürlüğünce sahanın işletmesinin rödovans sözleşmesi e davalı E.'ye devredildiği, E. A.'nın ise bu sahada TTK. Genel Müdürlüğü ile E. 'nin bilgisi dışında kaçak olarak kömür çıkarırken iş azasının meydana geldiği E. U.'nun % 100 kusurlu olduğu, diğer davalılara kusursuz olmaları nedeniyle sorumluluk yüklenemeyeceği gerekçesiyle davalılar TTK. Genel Müdürlüğü ve E.'ye yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
İş kazasının ruhsatı davalı TTK. Genel Müdürlüğüne ait olup işletme hakkı davalı E.'ye devredilmiş olan 18 nolu sahada kaçak olarak kömür istihracı yapan E. A.'nın işyerinde meydana geldiği anlaşılmaktadır.
3213 sayılı Maden Yasası ve Maden Kanununu Uygulanmasına dair 22.8.1985 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik gereğince işletme ruhsatına bağlı bütün yükümlülükler ruhsat sahibine ait olup işletmenin rödovans sözleşmesi ile devri maden ihsatının devri anlamına gelmediğinden davalı TTK. Genel Müdürlüğü ruhsat sahibi olup Maden Yasası'nın 31. maddesine göre sahada en az bir maden mühendisini fenni nezaretçi olarak görevlendirmekle yükümlüdür. Yönetmeliğin 21. maddesinde fenni nezaretçinin olmadığı sahalarda işletme ve cevher istihracı yapılamayacağı, fenni nezaretçinin görev yaptığı, maden ruhsatı sahasındaki faaliyetler ile alakalı eksiklik ve aksaklıkları rapor edeceği, bir örneğini de madenciye göndereceği bildirilmekle sahada yapılan her türlü cevher istihracı faaliyetinin denetim ve kontrol yükümlülüğünün sahanın işletmesini devralan davalı E. ile birlikte ruhsat sahibi TTK. Genel Müdürlüğüne ait olduğunun ve her iki davalının da saha üzerindeki kontrol ve gerekli önlemleri alma yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemek suretiyle sahanın kaçak olarak işgaline neden olduklarının ve iş kazasında sorumluluklarının bulunduğunun kabulü gerekir.
Diğer yandan, dava nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle bu tür uyuşmazlıklarda, öncelikle zararlandırıcı sigorta olayından dolayı hak sahiplerine gelir bağlanıp bağlanmayacağının araştırılması ve Kurum tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin hiçbir kuşkuya ve duraksamaya yer vermeksizin araştırılıp saptanması gerekir. Oysa mahkemece açıklanan doğrultuda inceleme ve araştırma yapılmadığı da ortadadır.
Yapılacak iş hak sahibi davacı babaya gelir bağlanması için Sosyal Sigortalar Kurumuna başvurması giderek dava açması yönünde önel verilmek ve verilen önelin sonucuna göre karar vermek, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, verilerek rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle bir sonuca ulaşmaktan ibarettir.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ile davalı E. A. 'nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 04.04.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy