(1479 S. K. m. 24, 25) (506 S. K. m. 3)
Dava: Davacı, Bağ-Kur sigortalılığının iptaliyle, tüm çalışmalarının sanatçı kimliği ile geçip 03.03.1995 tarihinde 9786716 sicil nosuyla sigortalı olduğunu ve sanatçı borçlanmasından yararlanıp SSK'dan yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi D. Kurtuluş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, Bağ-Kur sigortalılık süresinin iptali ile prim borcu olmadığının tespitine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının 13.04.1987 tarihi itibariyle Bağ-Kur'a sigortalılığının tescil edildiği, 13.04.1987 ile 31.03.1992 tarihleri arası vergi kaydı bulunması nedeniyle davalı kurumca 13.04.1987 ile 31.03.1992 tarihleri arasında davacının Bağ-Kur sigortalısı sayıldığı görülmektedir. 1972 ile 1974 yılları ve 1979-1982 yılları arası SSK. Kurumuna sanatçı borçlanması yapıldığı, 1975 ile 1978 yılları arası; 1983-1985 yılları arası ve 01.10.1991 ile 15.02.1992 tarihleri arası SSK. zorunlu sigortalılığının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Kanunu'nun 24. ve 25. maddeleri ile 506 sayılı Kanunu'nun 3. madde/F ve K. bentleri gereğince, kanunla kurulu emekli sandıkları aidat ödemekte olanlar ile kendi nam ve hesabına çalışanların 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olamayacakları öngörülmüştür. Bu maddelerde öngörüldüğü üzere, Sosyal Güvenlik Sistemine göre çifte sigortalılık mümkün değildir. Sosyal Güvenlik Sistemine göre çifte sigortalılık mümkün olmadığı halde; fiilen farklı sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi sigortalılık halinin var olması ve sürelerin çakışması halinde ise, Yargıtay'ın ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereğince önceden başlayıp süre gelen sigortalılığa öncelik tanınması gerekmektedir.
Somut olayda, 13.04.1987 tarihinden itibaren başlayıp 31.03.1992 tarihine kadar süreklilik arz eden Bağ-Kur sigortalılığının var olduğu SSK. sigortalılığının ise 01.10.1991 tarihinde başladığı görülmektedir.
Yapılacak iş, 1987 ile 1992 yılları arasında davacının fiilen Bağ-Kur sigortalılığını gerektiren işle iştigal edip etmediğini Emniyet ve Zabıta aracılığıyla araştırmak, bu dönem ile vergi beyannamelerini getirtmek, vergi ödemesi yapılıp yapılmadığını araştırmak, davalıya ait işyeri defter ve kayıtlarını getirtmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının Bağ-Kur sigortalılığını gerektiren bir işle fiilen iştigal edip etmediğini araştırmaktır. Araştırma sonucunda davacının fiilen Bağ-Kur sigortalılığını gerektiren bir işle iştigal ettiğinin anlaşılması halinde, davacının Bağ-Kur sigortalılığının iptaline ilişkin isteminin tümden reddine karar vermek gerekir.
Davacının prim borcu olmadığının tespitine ilişkin istemine gelince; dosya içerisindeki 14.04.2003 tarihli prim borcuna ilişkin ekstre, 31.05.2002 tarihi itibariyle prim borcuna ilişkin ekstre ile yine prim borcuna ilişkin davalı kurumun 04.05.2004 tarih ve 146406 sayılı yazısı arasında çelişki bulunduğu görülmektedir.
Bağ-Kur sigortalılığının geçerli olup olmadığına ilişkin yukarıda belirtilen hususlar araştırılıp, sonucunda Bağ-Kur sigortalılığının tümünün geçerli sayılması ya da kısmen geçerli sayılması halinde, geçerli sayılacak Bağ-Kur sigortalılık süresine ilişkin prim borcunun, yukarıda belirtilen prim borcuna ilişkin belgeler arasındaki çelişki giderildikten sonra belirlenmesi gerekir.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy