(506 S. K. m. 53, 109)
Davacı, 17.6.2002 tarihinden itibaren malullük aylığı alması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nurten Fidan Mursal tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar
Dava, kronik şizofreni hastası olan davacının 506 sayılı Yasanın 53.maddesi gereğince malullük aylığına hak kazandığının tespiti ile talep tarihi olan 17.6.2002 tarihinden itibaren malullük aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
506 sayılı Yasa'nın 53.maddesi 29.7.2003 günlü 4958 sayılı Yasa ile değiştirilmezden önce 53.maddenin sondan bir önceki fıkrasında sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte malul sayılması gerektirecek derecede hastalık ve arızası bulunduğu... tespit edilen sigortalıya malullük aylığı bağlanmayacağı bildirilmiştir. 53.maddede geçen sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı sözcükleri Sosyal Sigortalar Yasasına göre çalışmayı değil, sosyal güvenlik kurumlarından herhangi birinde ilk defa çalışmayı da amaçlamaktadır. Davacının malullük aylığı bağlanması için davalı Kuruma müracaatta bulunduğu 17.6.2002 tarihinde yürürlükte bulunan 53.maddedeki bu düzenlemeye tabi olduğu tartışmasız olup mahkemece davacının maluliyetinin Bağ-Kur sigortalısı olarak ilk defa çalışmaya başladığı 14.1.1985 tarihinden önceye mi yoksa sonraya mı ait olduğunun 506 sayılı Yasa'nın 109. maddesindeki prosedüre göre araştırılıp saptanması gerekmektedir. Kuşkusuz, sigortalının ilk sigortalılığın başladığı tarihten önce, maluliyeti mevcut olmakla beraber, malul sayılmayı gerektirecek derecede değilse ve malul sayılmaya gerektirecek derecedeki maluliyet ilk sigortalılığından sonra olmuşsa diğer koşullarında gerçekleşmesi halinde davacıya malullük aylığı bağlanması gerekecektir.
Uyuşmazlık, davacının ilk defa sigortalı olduğu 14.1.1985 tarihinden önce kronik şizofreni hastalığının bulunup bulunmadığı, var ise 506 sayılı Yasa'nın 53.maddesi gereğince malul sayılmayı gerektirecek derecede olup olmadığı noktasındadır.
506 sayılı Yasanın 109. maddesinde Kurumca verilen karara ilgililer tarafından itiraz edilmesi halinde, durumun S.S.Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağı bildirilmiştir. İlgililerin Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz etmeksizin doğrudan dava açması halinde mahkemece Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınarak çıkacak sonuca göre Adli Tıp Kurumundan giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınarak karar verilecektir. 28.6.1976 tarihli, 1976/4-6 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu ve 5.2.2003 tarihli 2003/21-23 E., 2003/56 Karar nolu kararı da bu yöndedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin tetkikinden davacının 28.12.1989 tarihinden beri İ.Ü. Tıp Fakültesi, Deniz Hastanesi, SSK. Erenköy Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi gibi sağlık kurumlarında tedavi gördüğü, 28.4.1993 tarihli T.S.K.İstanbul Deniz Hastanesi heyet raporunda davacının kronik şizofreni hastası olması sebebiyle askerliğe elverişsiz olduğuna karar verildiği, Kurumca 22.8.2002 tarihli SSK Erenköy Hastanesinin ve 28.4.1993 tarihli İstanbul Deniz Hastanesinin raporları esas alınarak SSK. Sağlık İşlemleri Tüzüğüne göre davacının 506 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı 1.6.1996 tarihinde maluliyetini gerektiren arıza ile işe girdiğinden bahisle malullük aylığı talebinin reddedildiği, yargılama sırasında mahkemece S.S. Yüksek Sağlık Kuruluna gidilmeksizin Adli Tıp Kurumundan rapor alındığı, Adli Tıp Kurumunda düzenlenen 3.11.2004 tarihli raporda çalışma gücünün en az 2/3'nü kaybettiği ancak 1989 yılından öncesine ait tıbbi belge bulunmadığından ilk sigortalı olduğu 1985 yılı ile ilgili görüş bildirilemeyeceği bildirilmiştir. Mahkemece yargılama sırasında S.S.Yüksek Sağlık Kuruluna gidilmeksizin Adli Tıp Kurumundan rapor alındığına göre Adli Tıp Kurumu gidilecek en son sağlık kurumu olduğundan bu durumda dava ekonomisi gözetildiğinde artık Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmasına gerek yoktur.
Yapılacak İş, davacının tedavi gördüğü tüm sağlık Kurumlarından tedavi dosyaları ve eki olan belgeler getirtilerek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınarak bu hastalığın irsi mi yoksa sonradan mı ortaya çıktığı, mevcut rahatsızlığın ilk sigortalı olduğu 14.1.1985 tarihinde mevcut olup olmadığı, mevcut ise vücut çalışma gücünü 2/3 nü kaybedecek derecede olup olmadığı tereddütsüz bir şekilde ortaya konulduktan sonra sonucuna göre bir karar vermektir.
Mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18.4.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy