(4857 S. K. m. 92) (506 S. K. m. 79, 130) (YHGK 16.06.1999 T. 1999/21-510 E. 1999/527 K.) (YHGK 05.02.2003 T. 2003/21-35 E. 2003/64 K.) (YHGK 15.10.2003 T. 2003/21-634 E. 2003/572 K.) (YHGK 03.11.2004 T. 2004/21-480 E. 2004/579 K.)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15.2.2002-6.5.2003 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hülya Erim Dalaslan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı, davalı işyerinde 15.2.2002 tarihinden 6.5.22003 tarihine kadar kesintisiz çalıştığının tespitiyle bir kısım işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsilini istemiştir. İstek, mahkemece Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişliğince 15.7.2003 tarihinde düzenlenmiş yerel denetim tutanağına dayanılarak reddedilmiş ise de, sonuç usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Öncelikle, karara dayanak yapılan tutanak isteme konu süreden sonraki bir tarihe isabet ettiği gibi, 506 sayılı Yasanın 130. maddesi uyarınca iş müfettişleri tarafından tutulan rapor ve tutanaklar aksi ispat edilinceye kadar geçerli belgelerdendir Ancak bunların aksi eş değerde yazılı belgelerle ispatlanabilir. Kaldı ki; dosya kapsamında bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Gaziantep Bölge Müdürlüğünce davacıya hitaben yazılmış 27.8.2003 tarihli yazıda; davacının yapmış olduğu şikayetin değerlendirilmesi sonucu davalı işyerinde 15.2.2002 tarihinden 6.5.2003 tarihine kadar çalıştığının ve iş akdinin yasal bir dayanağın bulunmadığı, işçilik alacakları yönündeki talebinin işverence karşılanmadığı takdirde iş mahkemesinde dava açması gerektiği belirtilmiştir.
Öte yandan, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki, bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla Kuruma bildirilen dönem bordroları tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kurumca bildirilen komşu işyerleri çalışanları (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.9.1999 gün, 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/479-578 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında belirtildiği üzere) gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Yapılacak iş; bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiği göz önünde tutularak işverenin SSK işyeri dosyası, davacının SSK şahsi sicil dosyası celp edilmeli, işverence Sosyal Sigortalar Kurumuna verilen dört aylık sigorta primleri bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, tespiti istenilen bazı sürelerle ilgili dönem bordroları yok ise, bu sürelerde, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerine komşu olan işyerlerini belediye, emniyet veya jandarma vasıtasıyla saptamak, saptanan bu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişilerin, başka bir anlatımla Bağ-Kur'da, Sosyal Sigortalar Kurumunda veya diğer sosyal güvenlik kuruluşlarında kayıtlı komşu işyeri sahiplerinin veya çalışanlarının bilgilerine başvurmak, mahkemenin gerektiğinde doğrudan soruşturmayı genişleterek ve olabildiğince delilleri toplayıp bunları birlikte değerlendirmek suretiyle sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy