(818 S. K. m. 43) (1086 S. K. m. 276/3)
Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 81.958.35 YTL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalılardan Türk Telekom A.Ş. vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.5.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan Türk Telekom A.Ş. vekili Avukat Metin Özsakal ile karşı taraf vekili Avukat Salih Çetinkaya geldiler. Diğer davalı Hasan Hüseyin Buğulu adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi B. Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle HUMK.nun 276/3. maddesine göre üçten fazla bilirkişi tayini doğru değilse de somut olayda 5 kişilik bilirkişi tarafından düzenlenen raporda içeriği itibariyle doğru görüldüğünden taraf vekillerinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, davacı yararına takdir edilen 400.00YTL duruşma Avukatlık parasının davalılardan Türk Telekom A.Ş.'ye yükletilmesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalılara yükletilmesine, 24.5.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Fazlaya ait hak saklı tutularak açılan 2001/126 esas sayılı ilk (kısmi) davada; yapılan araştırma ve inceleme sonunda davacıların her birine ayrı ayrı 500.000.000 TL. maddi tazminatla her biri için ayrı ayrı takdir olunan manevi tazminatlara hükmolunduğu, taraflarca temyiz olunan hükmün Dairemizin 21.10.2003 gün ve 2003/7906-8250 esas ve karar sayılı ilamıyla; B.K.'nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının ileride açılacak ek davada karara bağlanmasının mümkün olduğuna değinilerek davalıların tüm, davacıların manevi tazminatlar dışındaki sair temyiz itirazları reddedilip manevi tazminatlar artırılmak suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verildiği ve ilk davadaki hükmün bu şekilde kesinleştiği, davacılar vekilince ilk davanın kesinleşmesi beklenmeden ve ilk davada tespit edilmiş miktarlara göre bakiye maddi tazminatların tahsili istemiyle eldeki ikinci davanın (ek davanın) açıklığı görülmüştür.
Maddi tazminat yönünden külli (tam) tespit ve bir bölüm edayı içeren ilk davanın "kısmi dava" olduğu tartışmasızdır. Bu nedenle öncelikle kısmi davanın hukuki sonuçlarının ek dava (ikinci dava) üzerindeki etkileri ve özellikle kısmi davanın tespit bölümünün sonradan açılan ek davada bağlayıcı nitelik taşıyıp taşımadığının belirlenmesi ve bundan sonra mahkemece eldeki ek davada yapılan inceleme ile varılan sonucun usul ve yasaya uygun olup olmadığı hususları üzerinde durulması gerekmiştir.
Bilindiği üzere; kesinleşmesi halinde kısmi davanın tespite ilişkin kısmı kesin hüküm kuralları sebebiyle tarafları bağlayıcı nitelik taşır ve kesinleşen yönlerin anık ikinci davada (ek davada) araştırılmasına hukuki olanak yoktur. Başka bir anlatımla sonradan açılan ek davada; taraflar daha Önce açılan kısmi dava sonunda verilen ve kesinleşen hükmün tespite ilişkin bölümüyle bağlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu yönün mahkemece de resen gözönünde tutulması zorunludur.
Bu itibarla; önce tam tespit ve bir bölüm edayı içeren kısmi dava açılıp karara bağlandıktan sonra ek dava açıldığında yapılacak iş kısmi davanın kesinleşmesini beklemek ve kısmi dava kesinleştikten sonra oradaki teshillere göre davayı karara bağlamaktan ibarettir. Bu husus kural olarak iş kazalarından kaynaklanan maddi tazminat davaları içinde geçerlidir. Ancak; iş kazalarından kaynaklanan maddi tazminat davaları SSK gelirleriyle karşılanmayan maddi zararın giderilmesi esasına dayandığından kısmi davanın kesinleşmesine kadar geçen süre içerisinde SSK gelirlerinde artış meydana gelirse haksız zenginleşme ve mükerrer ödemeye sebebiyet verilmemesi için bu gelirlerin yeniden belirlenecek peşin değerinin ilk davada hesaplanmış tavan zarardan düşüldükten sonra bulunacak maddi tazminat miktarına hükmolunması, şayet SSK gelirleriyle birlikte ücrette de artış olmuşsa sadece SSK gelirlerindeki artışın nazara alınmasının tazminat alacaklısı aleyhine sonuç doğurmaması bakımından ve ilk davada kesinleşen tavan miktarlarla bağlı kalınmak kaydıyla yeniden hesap yapılması gerekir. Fakat bu hesap tazminatı yeniden belirlemek için değil hak dengesini korumak amacıyla yapılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; kısmi davanın kesinleşmesine kadar geçen süre içerisinde SSK gelirleriyle birlikle ücretlerde de artış olduğundan maddi tazminatın yeniden hesaplattırılması yerinde ise de kısmi davanın kesinleşen ve davalılar yarına usulü kazanılmış hak oluşturan tespit kısmı gözönünde tutulmaksızın maddi tazminatları yeniden yapılan hesaplamadaki miktarlara göre belirleyerek sonuca varması doğru değildir. Nitekim hükme dayanak kılınan hesap raporunda da bilirkişiler kesinleşme ve usulü kazanılmış hak nedeniyle kısmi davada davacı Zarife' nin tespit edilmiş 117.689.487.843 TL. diğer davacı Aybüke'nin 28.276.286.822 TL. maddi zararlarına B.K.'nun 43. maddesinin uygulanması ve sonradan SSK gelirleri düşülerek maddi tazminatların belirlenmesi gereğine değinmişlerdir.
Yukarıda kesinleşen kısmi davanın ek davaya olan etkileri ve kısmi davadan sonra SSK gelirleriyle birlikte ücretlerinde artmış olması halinde yapılacak işlemlerin ne olması gerektiğine ilişkin açıklamalara göre; eldeki davada bakiye tazminatlar belirlenirken ilk davada davacı Zarife' nin SSK gelirleri düşülmeden belirlenmiş 117.689.487.843 TL., diğer davacı Aybüke'nin aynı şekilde belirlenmiş 28.276.286.822 TL. maddi zarar miktarlarına uygun görülecek oranda hakkaniyet indirimi uygulanarak bulunacak miktarlardan SSK gelirleri peşin değeri düşülerek maddi tazminat miktarlarını belirlemek, aynı oranda hakkaniyet ile SSK gelirleri peşin değerinin bu davada alınan raporla tespit edilen zarar miktarlarından düşülüp bulunacak miktarları ilk davada az evvel açıklanan şekilde belirlenecek miktarlarla karşılaştırılarak ilk dava yönünden belirlenecek miktarları aşmayacak miktarlardaki maddi tazminata hükmolunması gerekirken dairemiz onama ilamında ilk davadaki miktarlara nazaran tartışılıp karara bağlanmasına işaret olunan hakkaniyet indiriminin sadece bu davada alınan hesap raporundaki miktarlara uygulamak suretiyle fazla tazminata hükmolunduğundan sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy