(506 S. K. m. 79, 80)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan kurum vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nurten M. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı SSK'nın tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, davalı işverene ait tuğla ve kiremit fabrikasında 1984-2000 tarihleri arasında aralıksız ve 2000-12.5.2003 tarihleri arasında da aralıklı olarak hizmet akdine dayalı çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece; 1984-10.3.1998 tarihleri arasında davalı Efes Blok Tuğla Fabrikası işyerinde çalıştığının tespitine ilişkin isteminin hak düşürücü süre nedeniyle reddine, 20.3.2000-12.5.2000 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde eksik bildirilen 52 günlük çalışmanın tespitine karar verilmiş ise de, varılan bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Gerçekten, bu yönü ile davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesidir. Anılan maddede, yönetmelikte tesbit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen sigortalıların çalıştıkları yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Söz konusu maddede belirtildiği üzere yönetmelikte tesbit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi ve dört aylık sigorta primleri bordrosu) verilmesi durumunda 5 yıllık hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Somut olayda, davacı ile ilgili olarak Efes Blok Tuğla Fabrikası A.Ş. işyerinden 12.3.1984 tarihinde ilk işe giriş bildirgesinin verildiği ve çalışmalarının tekrar işe giriş bildirgeleri ile dört aylık sigorta primleri bordrolarına dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği ortadadır.
Öte yandan, dava dilekçesinde okuma yazma bilmediği belirtilen davacının mevsimlik faaliyet gösteren tuğla fabrikasında ara işçisi olarak sürekli çalıştığı ve işverenin ücret bordrolarını mecbur olduğu için imzaladığı bordro tanıklarının beyanları ve bazı vizite kağıtları ile doğrulanmıştır. Ayrıca 4447 sayılı Yasa'nın 11. maddesiyle 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79. maddesine eklenen aynı maddenin 2. ve 3. fıkrasında kesintili çalışmalar bakımından çalışmaların ilgili ayın tamamında geçtiğine dair sigortalı lehine bir tür yasal karine getirilmiştir. Gerçekten, anılan fıkralara göre, işveren sigortalıların çalışmalarının 30 günden az geçmesi halinde az çalışmanın sebebini açıklayan bilgi ve belgeleri prim belgelerine eklemek zorundadır. Aksi takdirde, Kurum tarafından çalışmanın 30 gün devam ettiği kabul edilerek, eksik primler 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 80. maddesi hükümleri çerçevesinde işverenden tahsil edilebilecektir. Hal böyle olunca, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79. maddesinde 4447 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle sigortalı lehine getirilen yasal karine de kısmı bildirimlerde dikkate alınarak davanın tümüyle kabulü gerekirken kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy