(1479 S. K. m. 24, 25) (HGK. 15.10.2003 T. 2003/21-602 E. 2003/571 K.)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.01.1993 - 30.12.2000 tarihleri arası çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Sultan N. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Davacı, işveren davalıya ait işyerinde 01.01.1993 - 30.12.2000 tarihleri arasında sürekli olarak geçen çalışmasının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacının, dava konusu sürede 1479 sayılı Yasa kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen 12.12.2002 gün ve 2001/275-2002/427 esas ve karar sayılı hüküm; Dairemizin Hukuk Genel Kurulunun 15.10.2003 gün ve E.2003/21-602- K.2003/571 sayılı kararıyla da, benimsemiş olan 06.02.2003 tarih ve 2003/312-857 Esas ve Karar sayılı ilamıyla bozulmuş ve bozma ilamında özetle; davacının tespitini istediği 01.01.1993 - 30.12.2000 tarihleri arası sürede Bağ-Kur sigortalısı olmadığı 12.02.1998 tarihinden itibaren 1479 sayılı yasaya göre isteğe bağlı sigortalı ise de, zorunlu ve isteğe bağlı sigortalılığın çakışması halinde zorunlu sigortalılığa değer verileceği belirtilmiş, davalı işverenin ayakkabı ticaretinden dolayı 01.10.1988 tarihinden itibaren vergide kayıtlı olduğu gözetilerek işin esasına girilip delillerin yöntemince toplanmasından sonra elde edilecek sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararı doğrultusunda yapılan araştırma ve inceleme neticesinde; bilgisine başvurulan tanıkların özel maksatlı kişiler olduğu, bu nedenle beyanlarına güvenilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine usul ve yasaya uygun, düşmemiştir.
Gerçekten, zabıta aracılığıyla tespit edilip bilgisine başvurulan tanıkların bir kısmı davacının, işveren davalı tarafından işletilen ayakkabı dükkanında çalıştığını bir kısmı ise davacıyı dükkanda gördüklerini ancak aralarındaki ilişkinin mahiyeti hakkında bilgi sahibi olmadıklarını bildirmişlerdir. Beyanlarının aksi somut delillerle kanıtlanmadığı sürece aslolan tanıkların doğru söylediğidir. Somut olgulara ve kesin delillere dayanmadan, tanıkların özel maksatlı kişiler olduğu, beyanlarının güvenilir olmadığı şeklindeki gerekçe yasal değildir. Tanık anlatımları; uyuşmazlık hakkında isticvap olunan davacı ile davalının beyanları ve dosyadaki diğer deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının iddia edilen sürede işveren davalıya ait ayakkabı dükkanında hizmet akdiyle çalıştığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca sabit olan davanın kabulü yerine yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçelerle reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy