(506 S. K. m. 79, 85)
Dava: Davacı 1.12.1990 tarihinden itibaren zorunlu SSK sigortalılığının ve 1.10.1995 tarihinden itibaren de isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Demet K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Dava, davalı kurumca geçersiz olarak kabul edilen 1990 ile 1991 yılları arası SSK zorunlu sigortalılık süresi ile 1995 ile 1999 yılları arası SSK isteğe bağlı sigortalılık süresinin geçerli olduğunun tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Çalışma gün sayısının tesbiti istemine ilişkin davalar kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yapılacak resen inceleme sonucu karar verilmesi gerekir.
Yapılacak iş zorunlu sigortalılık süresine ilişkin dönem bordrolarını, SSK işyeri dosyasını, davacının işyerindeki dosyasını getirtmek akabinde dönem bordrolarında adı geçen çalışanların tanık olarak beyanlarına başvurmak, bordro tanıkların temin edilmemesi halinde kayıtlı komşu işyerleri çalışanlarının ya da komşu işyeri sahiplerinin beyanlarına başvurmak gerekir. Öte yandan davacıya ait Bağ-Kur şahsi sicil dosyası getirtilmek, yapılan inceleme sonucu davacının Bağ-Kur sigortalılığı ile SSK sigortalılık süresinin çatışması halinde Bağ-Kur' u da davaya dahil etmek gerekir. Sonucunda SSK zorunlu sigortalılık süresinin geçerli olduğu kanaatine varılması halinde ise SSK isteğe bağlı sigortalılık süresinin geçerli olup olmadığının tesbiti yoluna gitmek gerekir. Dosya içeriğinden 1995 ile 1999 yılları arası isteğe bağlı sigortalılık süresinin tümüne ilişkin primlerin yatırılıp yatırılmadığı yatırıldı ise ne zaman yatırıldığı anlaşılmadığı gibi, ödenen bir kısım isteğe bağlı sigortalılık primlerinin davacıya iade edildiği görülmekte olup, tüm bu hususlar araştırılıp birlikte değerlendirilmek suretiyle sonuca ulaşmak gerekir.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı SSK Başkanlığı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 22.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy