(1479 S. K. m. 24, 25) (506 S. K. m. 3) (HGK. 03.10.2001 T. 2001/21-627 E. 2001/659 K.)
Dava: Davacı, Bağ-Kur sigortalılığının 27.03.1991 tarihinden itibaren iptaline, SSK.'ya tabi sigortalı süresinin geçerli sayılmasına, davalı kurumun yarattığı muarazanın men'ine ve prim borcu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Altan Çeliker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Davacı 27.3.1991 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olmadığının, SSK. sigortalısı olduğunun tesbitini istemiştir.
Mahkeme, davacının 27.3.1991 - 1.1.1994 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğuna, 1.1.1994-31.3.2001 tarihleri arasında da SSK sigortalısı olduğundan bu dönemdeki Bağ-Kur sigortalılığının iptaline karar vermiştir.
Davacının 16.2.1982 tarihinde başlayan vergi kaydı nedeniyle 20.4.1982 tarihinde Bağ-Kur kapsamına alındığı vergi kaydının 1.8.1983 tarihinde sona ermesiyle Bağ-Kur sigortalılığının da bu tarihte sona erdirildiği, 25.7.1985 tarihinde yeniden başlayan vergi kaydı itibariyle tekrar sigortalılığının başlatıldığı bu vergi kaydı 3.12.1993 tarihinde sona ermekle birlikte davacının 12.4.1991 tarihinde Limited Şirket ortaklığının başlaması dikkate alınarak, şirket ortaklığının sona erdiği 15.2.2002 tarihinde Bağ-Kur sigortalılığında sona erdirildiği, davacının SSK. sigortalılıklarının ise, 1979 yılından sonra, 1.1.1994 - 1.10.1998 ve 5.11.1999 - 31.3.2001 tarihleri arasında olduğu davacının 1.1.1994 tarihinden itibaren her iki sosyal güvenlik kurumuna da tabi olması nedeniyle çakışan sigortalılık sorununu, Mahkemenin baskın çalışma incelemesi yaparak çözümlediği ancak önceden başlayarak devam eden sigortalılığa geçerlik tanınması gerektiğinin dikkate alınmadığı gibi 1479 sayılı Yasanın sigortalı sayılanları belirleyen 24.maddesi ile sigortalılığın başlangıç ve sona erişini düzenleyen 25.maddesinin de gözardı edildiği anlaşılmaktadır.
Yasa sistemine göre aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmak mümkün değildir. Bir kimsenin SSK. kapsamına girebilmesi için hizmet aktine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında da bulunmaması gerekir. 506 sayılı Yasanın 3.maddesi I/F bendinde kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların K bendinde herhangi bir işverene hizmet aktiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 sayılı Yasanın 24/I-II maddesinde de bir kimsenin Bağ-Kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Sonuç olarak çifte sigortalılık mümkün bulunmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanındığı ortadadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2001/21-627 Esas, 2001/659 Karar sayılı 3.10.2001 günlü kararında da bu husus açıkça belirtilmiştir.
Dosyadaki mevcut Çorum Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 31.3.2004 tarihli yazısında, Göksu Limited Şirketi'nin 10.4.1991 tarihinde faaliyetine başladığının ve halen devam ettiğinin bildirildiği yazı ekinde şirkete ait vergi ödemelerinin gönderildiği Çorum Ticaret Odasından gelen 6.1.2004 tarihli yazıda, davacının şirket kaydı yanında 10.1.1983 tarihinde başlayan ve 15.12.2002 tarihinde sona erdirilen şahsi kaydının da bulunduğunun bildirildiği, Göksu Tarım Hayvancılık Ticaret Limited Şirketi ile ilgili olarak asgari sermaye şartı yerine getirilmediğinden münfesih durumda olduğunun belirtildiği ancak mahkemenin vergi kayıt ve ödemelerini, davacının şahsi kaydını ve şirketin hangi tarihte münfesih olduğunu araştırarak, davacının giyecek işinden şahsi faaliyeti ile limited şirketin faaliyetinin resmi belgelere göre gerçekten hangi tarihte sona erdiğini belirleyerek sonuca gitmesi gerekirken, kayıt ve belgeler yerine tanık beyanları ve baskın çalışma araştırması yaparak yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy