(818 S. K. m. 50, 51, 141, 142)
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar ile davalılardan Kara Kuvvetleri ve Tedaş A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar
1- Dava, iş kazası sonucu ölüm nedeniyle hak sahiplerinin uğramış olduğu zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi (tam dayanışmalı sorumluluk) ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu'nun 51. maddesi (eksik dayanışmalı sorumluluk) uyarınca ve aynı yasanın 142. maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı tek bir dava ile isteyebileceği gibi sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. Anılan yasanın 141. maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanmak için, zarara uğrayanın, daha geniş bir deyimle alacaklının talebi gereklidir. Somut olayda zarara uğrayan hak sahipleri (alacaklılar) bu haklarını açık olarak kullanmamışlar, yani müştereken ve müteselsilen tahsil isteğinde bulunmamışlar, aksine talep edilen tazminatın davalılardan kusurları oranında tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Bu durumda, hüküm altına alınan tazminatın davalılardan kusurları oranında tahsiline karar verilmesi gerekirken, davalıların davacılara karşı müştereken sorumlu tutulmaları ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Uygulamadaki deyimiyle davaya dahil etme, birleştirme istemini de içeren yeni bir dava niteliğindedir ve bu niteliği ile de birleştirilen yeni dava harca tabidir. Somut olayda, davalılardan Milli Savunma Bakanlığı vekili, 26.05.1998 havale tarihli dilekçesi ile A.'a davanın ihbar edilmesini istemiş, bunun üzerine adı geçen şahsa tebligat yapılmıştır. Davacılar tarafından harcı da yatırılmak suretiyle A.'ın davaya dahil edilmesi söz konusu değildir. Bu durumda, ihbar edilen sıfatı bulunan A. Orbay'ın dahili davalı olarak karar başlığında isminin yazılması ve diğer davalılarla birlikte tazminattan sorumlu tutulması isabetsizdir.
3- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 179/5. maddesi ile 07.02.1945 gün ve 4/19 sayılı içtihadı birleştirme karan gereğince dava dilekçesinde açık bir şekilde talep sonuçlan gösterilmelidir. Oysa dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat tüm davacılar için toplam olarak istenmiş, mahkemece, hangi davacı için ne kadar miktar tazminat istendiği açıklattırılmadan hüküm kurulmuştur.
4- Olayın oluş şekline, kusur oranlarına, davacıların duyduğu elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, 26.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine ve hak ve nesafet kurallarına göre tüm davacılar için toplam olarak hükmedilen 1.000.000.000 TL (1.000,00 YTL) manevi tazminatın az olduğu açıkça belli olmaktadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, temyiz eden tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine 06.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy