(1479 S. K. m. 24, 25) (506 S. K. m. 3) (YHGK 03.10.2001 T. 2001/21-627 E. 2001/659 K.)
Dava: Davacı, 20.04.1982-30.11.1993 tarihleri arası isteğe bağlı S.S.K.'lı süreler dışında esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Osman Bülbül tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, 20.04.1982 tarihinde kayıt ve tescil edilen 1479 sayılı Yasa'ya tabi zorunlu sigortalılığın 30.11.1993 tarihinde son bulduğunun tespiti ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık Limited Şirketi ortağı bulunan ve bu nedenle zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılan davacının, hizmeti aktine dayalı olarak çalışmaya başladığı tarihten itibaren, zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının sona erip ermeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Yapılan incelemede, davacının vergi kaydına istinaden 20.04.1982 tarihinde kayıt ve tescilinin yapıldığı, 03.11.1980 - 26.01.1987, 23.03.1987 - 28.02.1989 tarihleri arasında vergi kaydının, 22.12.1978 - 08.01.1994 tarihleri arasında Ziraat ve Sanayi Odası kaydının, 14.06.1979 - 01.12.1993, 03.05.2002 - 28.10.2003 tarihleri arasında şoför ve otomobilciler odası kaydının, 21.09.1985 - 23.12.1993, 01.05.2002'den beri halen devam eden Esnaf Sicil Memurluğu kaydının bulunduğu ve 12.03.1987 tarihinden beri Sayhan Turizm, Seyahat Acentesi Tic. Ltd. şirketinin ortağı olduğu, 01.12.1993 - 30.06.2003 tarihleri arasında kesintili olarak 506 sayılı Yasa'ya tabi zorunlu ve isteğe bağlı sigortalı olduğu, 1992 ve 1993 yıllarında zarar eden şirketin ticari faaliyetine son verdiğini bildirerek vergi kaydını 21.03.1994 tarihinde kapattığı, ancak şirketin Ticaret Sicilindeki kaydının halen devam ettiği ve ortaklarca alınmış bir tasfiye kararının bulunmadığı gibi davacınında ortağı olduğu şirketle ilgisini kesmediği anlaşılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasanın değişik 24.maddesine göre, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılanlar iki gruba ayrılmıştır. Birinci grup sigortalılar; 24 nci maddenin (a) bendinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen sigortalılar,ikinci grup sigortalılar ise; b,c,d,e,f,g, bentlerinde sınırlı olarak belirtilen şirket ortağı olan sigortalılardır. Hiç kuşkusuz bir kimsenin sigortalı sayılması için ön koşul yukarıdaki bentlerin öngördüğü koşullara sahip olma ile mümkündür. Sigortalı olma ön koşullarının (a) bendi ile diğer bentler arasında belirgin farklılıklar gösterdiği madde içeriğinden anlaşılmaktadır.
Şöyle ki, 24. maddenin (a) bendi dışında kalan b, c, d, e, f, g, bentlerde belirtilen sigortalılardan sayılmak için ön koşul b, c, d, e, f, g, bendlerde sayılan şirketler ortağı olmak yeterlidir. Başka bir anlatımla, şirket ortakları zorunlu Bağ-Kur üyesi olması için 24. maddenin (a)bendinin öngördüğü koşullara sahip olmaları zorunlu değildir.
Öte yandan, aynı Yasanın değişik 25. maddesinin (d) bendinde; şirketlerle ilgisi kalmayanların çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği tarihten itibaren sigortalılıklarının sona ereceği hükmü öngörülmüştür. Oysa, davacının Limited Şirketin ortağı olduğu şirketle ilgisini kesmediği dosyadaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacının zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiği giderek 506 sayılı Yasanın 3-1/F maddesinin varlığı karşısında, Sosyal Sigortalar Kanunu anlamında sigortalı sayılmasına da yasaca ve hukukça olanak olmadığı açık-seçiktir. Bundan başka, 1479 sayılı Yasanın 25. maddesine 3396 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile eklenen (g) bendinin 24. maddenin (a) bendinde sayılan sigortalıları kapsadığı (b) ve ondan sonra gelen bentlerde sayılan sigortalıları kapsamadığı madde ile ilgili gerekçenin incelenmesinde anlaşılmaktadır. Zira, madde gerekçesinde aynen... dernek veya oda kayıtları devam eden gelir vergisi ile ilgili kaydı bulunmayan şoför, tabip, esnaf, eczacı gibi meslek mensuplarının hizmet akdi ile çalıştıkları süreler için Bağ-Kur sigortalısı olamayacağı hükmünün getirildiği açıkça belirtilmiştir.
Diğer yandan davacının 01.12.1993 tarihinden bugüne kadar devam eden zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı ile çakışan 506 sayılı Yasa'ya tabi zorunlu sigortalılığı bulunmaktadır. Bu durumda yapılacak iş, çatışan sigortalılık durumunda hangi kurumdaki çalışmanın esas alınacağını saptamaktadır.
Çatışan sigortalılık sorunu gerek 506 sayılı Yasa'da gerekse 1479 sayılı Yasa'da birbirine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, sigortalının önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında da bulunmaması gerekir. Anılan Yasa'nın 3. maddesinin l.(F) bendinde Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların (K) bendinde ise, "herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalı sayılamayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinin I. ve II. fıkralarında da bir kimsenin Bağ-Kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında, başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır. (03.10.2001 gün ve Esas: 2001/21-627, Karar: 2001/659 sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı) Bu nedenlerden dolayı davacının önceden başlayıp devam eden Limited şirket ortaklığı nedeniyle Bağ-Kur zorunlu sigortalılığına geçerlilik tanınarak 01.12.1993 tarihi ile dava tarihi arasındaki dönemin tümünde Bağ-Kur zorunlu sigortalısı olarak kabul edilmesi gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutularak istemin reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy