(506 S. K. m. 2, 6, 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.9.1999 - 15.9.2003 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Altan Çeliker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddine.
2- Davacı, 1.9.1999 - 15.9.2003 tarihleri arasında davalı Bilkent Üniversitesinde doktora öğrencisi sıfatı ile araştırma görevlisinin tüm vazifelerini ifa etmek suretiyle hizmet akdi ile çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece istemin reddine ilişkin karar Dairemizce araştırmaya yönelik olarak bozulmuş, mahkeme bozma ilamındaki hususları araştırmaksızın davacı hakkındaki İdare Mahkemesince verilmiş bir kararı gerekçe göstererek eski kararında direnmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca bozma öncesi var olmayan İdare mahkemesi kararına dayanılarak kurulan hükmün, bozma çerçevesinde yapılan araştırma sonucu verilen yeni bir hüküm olduğundan bahisle inceleme yapılmak üzere Dairemize gönderilmesine karar verilmiş, yapılan inceleme sonucunda mahkemece kurulan hüküm aşağıdaki gerekçelerle doğru görülmemiştir.
Önceki kararımızda, bir hizmetin sigortalı hizmet olarak değerlendirilebilmesi için çalışanın zaman ve bağımlılık unsurlarını gerçekleştirecek biçimde işverenin işyerinde çalışması gerektiği, 506 sayılı Yasanın 2. maddesinde, bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştıranların sigortalı sayılacağı Yasanın 6. maddesine göre, çalıştırılanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olacakları sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlerinin sigortalının işe alındığı tarihte başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sigortalı olmak için hizmet akdinin yazılı yapılmasının gerekmediğine dikkat çekilerek, mahkemece hem tarafların göstereceği delillerin toplanması, hem de bu tür davalının niteliğine göre delillerin resen bilirkişi heyetinin görüşünün alınmasının uygun olabileceği belirtilerek, özellikle davacının öğrenci olduğu, taahhütname uyarınca akademik görevleri kabul ettiği ve taraflar arasında hizmet akdinin söz konusu olmadığının gerekçe gösterilmesinin doğru olmadığı ifade edilerek araştırmanın gerekliliği belirtilmiştir.
Önceki hususlara ilaveten, mahkemece öncelikle doktora öğrencisi ile araştırma görevlisinin görevlerinin ne olduğu araştırılmalı, ikisinin görev alanları belirlenmeli, davalı işyerinden buna ilişkin yönetmelik ve diğer belgeler getirtilmeli, özel üniversiteler dışındaki üniversitelerde taahhütname adı altında bu şekilde de bir uygulama olup olmadığı, yine bu yerlerdeki araştırma görevlilerinin sosyal güvenliklerinin ne şekilde sağlandığı araştırılmalı, özellikte çalışmanın niteliğini belirleme açısından gerek tarafların göstereceği gerekse mahkemece resen belirlenecek tanıkların ifadesine başvurulmalıdır.
Mahkemenin red kararına gerekçe gösterdiği İdare Mahkemesi kararında, davacının öğrenci olduğu özellikte ifade edilmekte, ancak taahhütname imzalaması sebebiyle akademik görevleri üstlenmesi gerekçe gösterilerek öğrencilik statüsünün devamı olduğundan gözetmenlik görevi sırasındaki disiplinsiz hareketinden dolayı öğrenci disiplin yönetmeliğine göre verilen cezanın yönetmeliğe aykırı bulunmadığı belirtilmektedir. Mahkeme, bu karar ile davacının öğrenci statüsünün açıklığa kavuştuğunu belirtmekte ancak davacının akademik bir görev olan gözetmenlik görevinin yerine getirildiğinin mahkeme kararı ile tespit edildiğini gözardı etmektedir. Burada taahhütnamenin imzalanmış olması ileri sürülecekse bu defada 506 sayılı Yasa'nın 6. maddesinde açıkça gösterilen, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği bu yoldaki hiçbir sözleşmenin geçerli olmayacağı hükmü karşımıza çıkmaktadır.
Davacı tarafından 3.9.2001 tarihinde davalının taahhütname ile akademik görevlerin üstlenildiği, başka yerde ücret karşılığı çalışmanın tümüyle yasaklandığı, yıllık iznin en fazla dört hafta olarak belirlendiği, üniversitedeki tüm akademik faaliyetlere sürekli katılması şartının konulduğu ve özel sağlık sigortasının da sağlandığı dikkate alındığında yukarıda açıklamalarımız doğrultusunda ayrıntılı araştırma yapılarak davacının 1.9.1999 - 15.9.2003 tarihleri arasındaki statüsünün belirlenmesi gerektiği ortadadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy