(2004 S. K. m. 44, 97, 99) (818 S. K. m. 179)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı (alacaklı) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. Aydınlı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Uyuşmazlık alacaklının İ.İ.K'nun 99. Maddesine dayalı olarak açtığı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle varılan sonuç doğru değildir.
Dava konusu ihtiyati haciz 23.12.2003 tarihinde
. Sanayi Sitesi 2. Blok No: 15-16 adresinde uygulanmıştır. Dosyada yer alan vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 01.11.2004 tarihli yazısından borçlunun haciz adresinde 09.06.2003 tarihinden itibaren faaliyete başladığı, vergi denetimlerince 02.03.2004 tarihinde yapılan denetimde de 3 ay önce bu adresi terk ettiğinin tesbit edildiği anlaşılmaktadır. Vergi dairesince terk tarihi konusunda ay ve gün belirtilmemekle birlikte borçlunun borcun doğumundan sonra ancak ihtiyati haciz kararından çok kısa bir süre önce haciz adresini terk etmesi alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemlerdendir.
Davalı şirket haciz adresini 01.11.2003 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şube işyeri olarak açmış ve 11.12.2003 tarihli adi nitelikteki kira sözleşmesi ile kiralamıştır. Borcun doğumundan sonra takip tarihinden hemen önce gerçekleştirilen bu işlemler işletme devri niteliğindedir. İ.İ.K.'nun 44. ve B.K.'nun 179. maddelerinin uygulanması gerektiği açıkça ortadadır. Anılan maddelerdeki öngörülen hususların yerine getirildiği iddia ve ispat edilmemiştir. Bu durumda devir alacaklının haklarını etkileyemeyeceği gibi devralan davacı da B.K.'nun 179. maddesi gereği işletmenin borçlarından sorumlu bulunduğundan davanın kabulü yerine reddi usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de; İİK.'nun 97/15. madde hükmünce 3.kişi yararına tazminata hüküm olunması için alacaklının davasının reddi yanında istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklının, kötü niyetinin gerçekleşmesi gerekir. Tüm dosya kapsamıyla borçluya ait olduğu anlaşılan işyerinde haciz yapılmasında alacaklı kötü niyetli sayılmaz. Hacizli malların değerinin %40 oranında alacaklının tazminatla sorumlu tutulması da doğru değildir.
O halde, davacı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy