(2926 S. K. m. 10)
Dava: Davacı, baba adının Tacettin doğum tarihinin 12.06.1967 olduğunu belirterek kurum kayıtlarındaki baba adı ve doğum tarihinin tashihine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, sonucu itibariyle davalı kurumda 7771937492 tarım Bağ-Kur sicil numarasıyla Ömer oğlu 1.7.1960 doğumlu Hüseyin Özbay adına tescilli sigortalılığın gerçekte Tacettin oğlu 12.6.1967 doğumlu davacı Hüseyin Özbay'a ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece tarım Bağ-Kur sigortalısı olmak için tescil tarihinde aranan yaş koşulunun aşılması amacıyla giriş bildirgesinde davacının baba adı ve doğum tarihinin farklı yazılarak hakkın kötüye kullanıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile varılan bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Somut olayda, 26.3.1987 tarihli giriş bildirgesinde yazılı Ömer oğlu 1960 Doğumlu Hüseyin Özbay isminde bir kimsenin bulunmadığı, söz konusu bildirgenin gerçekte davacı Tacettin oğlu 1.7.1967 doğumlu Hüseyin Özbay'a ait olduğu, bildirgedeki nüfus kayıtlarına aykırılığın, tescil tarihinde tarım Bağ-Kur sigortalısı olmak için erkeklerde 22 yaşında olma koşulunun aşılması amacıyla bilinçli olarak gerçekleştirildiği incelenen dosya kapsamı ve mahkemenin kabulünden anlaşılmaktadır.
Gerçekten yerel mahkeme kararında da vurgulandığı gibi yaş koşulunu oluşturmak amacıyla gerçeğe aykırı olarak düzenlenmiş giriş bildirgesiyle sigortalılık hakkının kazanılması mümkün değildir. Diğer yandan çalışma olgusu (fiili hizmet) mevcut olmadığı halde varmış gibi belge düzenlemek ya da çalışma olgusunun (hizmetin) varlığına rağmen yasal engeli aşmak amacıyla yanıltıcı belge düzenlemek suretiyle sigortalılık hakkı kazanılması olanaksızdır. Ne var ki çalışma (hizmet) olgusu var olmakla birlikte kayıt ve tescil hakkının doğumundan önce sigortalı olmak amacıyla düzenlenmiş bildirgeye dayalı tescil işleminin çalışma (hizmet) olgusunun devam etmiş olması halinde başlangıcından itibaren tümüyle geçersiz sayılması temelini anayasada bulan, sosyal güvenlik haklarının kişiye bağlı devredilemez ve vazgeçilemez niteliğin ile bağdaşmaz. Bu nedenle davacının tarımsal faaliyette bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılarak gerçekten tarımsal faaliyeti varsa başlangıçta geçersiz olan tescilin yasal koşulun oluştuğu (22 yaşını ikmal ettiği) tarihte geçerli hale geleceği, bildirgedeki nüfusa aykırılıkların giderilebileceği ve sigortalılık başlangıç tarihinin yasaya uygun hale getirilebileceği gözetilmeden salt bildirgedeki yanlış bilgiler nedeniyle sigortalı hizmetin ortada kalması sonucunu meydana getirecek biçimde yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; davacının tarımsal faaliyette bulunup bulunmadığını hiçbir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak biçimde tespiti için 2926 sayılı Yasanın 10.maddesinde belirtilen yerlerde kaydı olup olmadığını araştırıp belirlemek, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyelerinin bilgisine başvurmak zabıta araştırması yapmak suretiyle toplanacak delillere göre tarımsal faaliyeti bulunmadığının anlaşılması halinde davayı şimdiki gibi reddetmek, aksi halde (yani tarımsal faaliyette bulunduğunun belirlenmesi halinde) işe giriş bildirgesinin verildiği tarih ve devam eden sürede tarımsal faaliyeti varsa bildirgenin 22 yaşının ikmal edildiği 1.7.1989 tarihinde geçerlik kazandığı gözetilerek bildirgenin davacıya ait olduğunun ve sigortalılık başlangıç tarihinin 1.7.1989 olduğunun tespitine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy